Tayfun Atay: Muhafazakârlığa yüklenmek, aksi istikametteki yaşamsal arayışları kışkırtıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Geçen hafta bir dostumla Türkiye’de özellikle son iki-üç yıldır yaşananlar; AKP’nin kültür politikası doğrultusunda uygulamaya soktuğu yaşam biçimi zorlama, kısıtlama ve sınırlamaları; bunlara bağlı toplumsal tepkiler; ama öte
yandan da iktidarın arkasındaki ciddi toplumsal destek üzerine sohbet ederken o, şu tespitte bulundu: Tüm politik/sosyolojik
muhafazakârlaşma ‘trend’ine rağmen aksi yönde bir toplumsal dinamik de hiç hız kesmeksizin, hatta etkiye tepki uyarınca şimdi çok daha ‘vurgulu’ olarak kendini var kılıyor.

Evet, seküler kesim ve yaşam biçimi, bize seçim sonuçlarını anlatan Türkiye-haritalı tablolardaki gibi ‘getto’lara sıkışmış görünmekte. Ama bu ‘getto’ şehirler veya şehirlerin içinde ilçeler, semtler, mahallelerde de protest bir motivasyonla, eskisinden çok daha ileri ve uç düzeyde hayatını yaşama ve yaşadığını dışa vurma eğilimi artıyor. Arkadaşım, İstanbul’da bazı yerlerde artık elde bira kutuları sokakta muhabbet etmenin çok yaygınlaştığını işaret etti mesela…

…  Benzeri bir izlenim bende de mevcut. Muhafazakârlığa ve dinî taassuba yüklendikçe, bir çoğunluğu arkanıza alsanız dahi aksi istikametteki toplumsal, bireysel, yaşamsal arayışları zapturapta alamıyor, aksine kışkırtıyorsunuz. Onları daha da vurgulu, iddialı, abartılı hale getiriyorsunuz.

Tayfun Atay’ın yazısı