Şimdi, AK Parti’nin ünkü gösterisinden “Türkiye nereye?” sorusuna cevabı kolaylaştıran bir örnek vermek istiyorum: AK Parti yeni genel başkanı Sayın Davutoğlu, yargı sorununa girerken tarihten üç örnek verdi. İttihat ve Terakki partisinin kurduğu mahkemelerin Osmanlı Devletinin çöküşünü hazırladığına değindi; Demokrat Parti’yi iktidardan uzaklaştıran askeri idarenin kurduğu Yassıada Mahkemesi’nin kararlarından bahsetti; 12 Eylül darbesi sırasında Diyarbakır Hapishanesi’ndeki cinayetlerden, o devirde sol, sağ, muhafazakar, liberal demeden bütün yurttaşların eziyet çektiğini anlattı.
Böyle dar günlerde Sayın Davutoğlu’nun okuması olanağı bulamayacağını biliyorum ama okuyucularım için not ediyorum: Sayın Davutoğlu’nun verdiği üç örneğin ortak özelliği vardır: iktidardakiler bütün ikazlara karşın iktidarlarını koruma çabasına girdikleri için, milletimiz Sevr çöküş belgesiyle, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbeleriyle karşılaşmıştır. İttihat ve Terakki partisi, gelişindeki yöntemlerle iktidarını sürdürmek istediği için Davutoğlu’nun deyimiyle “devlet çökmüştür”; Menderes son gecesinde Eskişehir’deki konuşmasında “kara cübbelilere” yerine “seçimden” bahsetseydi, 27 Mayıs olmazdı.
Şimdi Davutoğlu’na sade bir soru: Sizce Anayasa’yı ihlal ile başlayarak, hukuk devleti anayasası yazılabilir mi? Sayın Erdoğan’ın iktidarını korumak için mi, milletin hak ve hukukunu korumak için mi yeni anayasa yapılacak? Dünkü konuşmalardan, pek anlaşılamadı; amaç hukuk devleti mi; yoksa iktidarı korumak mı?