Taha Akyol: Milli parayı korumak

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

KKM icat edildiğinde birçok ortodoks iktisatçı bunu eleştirmiş, Demirel döneminin DÇM’lerine, Dövize Çevrilebilir Mevduat macerasını hatırlatarak uyarmışlardı. O zaman Erdoğan şöyle konuşmuştu:

“Kur garantili milli paradan bahsediyoruz ama bunu hazmedemiyorlar. İktisatçıların bazıları sahiplerine yaranmak için programımızı kötülerken, bir kısmı cehaletleri sebebiyle bize kör düşmanlık yapıyor.” (15 Ağustos 2022)

Görüyor musunuz? Yerli ve milli iktidar “milli paramızı” korumak için ‘kur garantisi’ getiriyor ama bazı iktisatçılar “sahiplerine yaranmak” için karşı çıkıyorlardı. ‘Sahipleri’ denilerek “dış güçler” iması yapıldı açık. “Mandacı iktisatçılar” sözünde olduğu gibi.

Ama işte onlar haklı çıktı! Görülüyor ki mesele milli-gayri milli meselesi değildi, iktisat ilmine uygunluk-aykırılık meselesiydi.

“Milli para”yı rasyonel bir dengede korumak veya “faizi indirmek” elbette iktisat ilminin de gereği. Önemli olan bunun yollarıdır. Yollar da uzun asırların tecrübesiyle ortodoks iktisatta tespit edilmiştir. Bu yolların aksine gideceksin ve üzerine “milli ve yerli” yahut “İslami” etiketi yapıştıracaksın… Bir süre oy getiriyor ama yanlış düzelmiyor faturayı ülke ödüyor.

Konuları kendi kavramlarıyla konuşmak, rasyonel düşünmenin temel şartıdır. İktisadi bir konuyu iktisadın kavramlarıyla konuşmayıp böyle hamasete boğunca sonuçları da böyle ağır oluyor.

Taha Akyol’un yazısı