Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı dövize endeksli mevduat politikası Türkiye’yi uçurumun kenarından cevirdi, bu bir gerçek. “Rekabetçi kur” lafının yanlış olduğu görüldü zira yüksek kur enflasyonu körüklüyor, fiyat belirsizliğine yol açarak üretim ve tedarik zincirinde kopmalar yaratıyordu.
Kararı duyduğum gece Durmuş Yılmaz’ı aradım, “kendi modellerine son verdiler, faize döndüler, bu örtülü faizdir, hem de devletin cebinden” dedi. Yeni kabul edilen bütçeye en az 100 miyar lira daha yük binecek! Merkez Bankası para basacak… İktisatçı İbrahim Turhan “kurun bugünkü düzeyini esas alır ve enflasyona yakın bir artış olabileceğini varsayarsak, sırf ‘faiz artırmadık’ diyebilmek için son kalan çapa olan bütçenin de feda edildiğini” söyledi.
Erdoğan’ın konuşması da bu açıdan çok dikkat çekici: “Kur getirisi mevduat kazancının üstünde kalırsa aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek…”
Faiz demiyor, “mevduat kazancı” diyor ama aynı şey değil mi? Madem böyle, keşke Naci Ağbal’la devreye sokulan “acı ilaç faiz” politikası devam etseydi, geçen bir yılın ağır hasarı olmazdı.