Birileriyle sohbet ediyorsam telefona bakmam, bakana da iyi gözle bakmam.
Bekara karı/koca boşamak kolay, diyeceksiniz. Öyledir. Bana da telefona bakmamak kolay, telefonum yok.
Bana öyle geliyor ki, telefonum olsa da sohbet ederken telefonla meşgul olmam. Belki yanılıyorum. Telefonlularla telefonsuzlar ayrı dünyaların insanlarıdır kim bilir, anlayamazlar birbirlerini. Anlayamıyorum ben de telefonluların durumunu. Ne de olsa “insan kulübede başka düşünür, sarayda başka”. Bir olur mu hiç ikisi?
Telefonsuzlar diyorum ya, benim de çevremde kalmadı telefonsuz. Vardı birkaç kişi, onlar da direnemedi. Hoş niye dirensinler ki? Ha bir dakika, yeğenimin çocuğu oldu, bir yaşında şimdi, onun yok telefonu, tamam, ama kaç yıl dayanabilecek acaba?
Ne diyordum, hah, bu iki farklı mahluk sohbete, insan konuşmasına aynı bakamıyor, aynı ağırlığı veremiyor, aynı muameleyi yapamıyor galiba.
Meyhaneye gidiyoruz, bakıyorum, bir ara biri telefonuna dalmış –bazan birkaçı birden. Rakı masasının bir adabı olmamalı mı yani, yazılı anayasa mı çıkaralım, Ahmet Rasim’i inzibat mı dikelim sofra başına? Ülkeler bölünür kardeşim, rakı muhabbeti bölünmez. Bölünmez, çünkü bölünen memleketi de nihayetinde rakı masasında kurtarmayacak mıyız? Nasıl olacak o zaman? Sıkıldıysan çek git, bütünlüğü bozma.
Şakayla karışık “Bundan böyle meyhaneye girerken telefonlarınızı toplayacağım” derim. Yapacağım bir gün. Tabii, rakı masasında ya da başka bir sohbette telefonuna hiç yüz vermeyen arkadaşlarım da yok değil.
Pek kestiremiyorum neye bakıyorlar. Belki bir haber bekliyordur, ha geldi ha gelecek, zırt pırt didikliyordur. Ama hepsi hep mi haber bekler canım?
Kıyafet süzen, magazin öğrenen, komik video avlayan vardır elbet de benim tanıdıkların pekçoğu haberlere, siyasal ve toplumsal gelişmelere bakıyor sanki. An be an bilmek istiyorlar herhalde, ne olmuş ne bitmiş. Belki duruma göre derhal harekete geçeceklerdir. Yahu ben de gazeteciyim, bayağı da meraklı sayılırım, ama sohbet sırasında ikide bir aklıma düşmez günün olaylarını kovalamak. Dünyanın muhtarı olsan bu kadar dakik, bu kadar yakın takip etmezsin. Haberi çabuk vermek için CNN’yle yarışmıyorsun ki. Özel durumlar başka tabii, ne bileyim, muhtar hastaneye kaldırılmışsa durmadan bakarım bir yere, ölmüş mü ölmemiş mi? Ama aslında buna da ne gerek var, kötü haber tez duyulur.
Hep okumuyorlar tabii, yazıyorlar da. Eskiden bir tek şiir okuyanların sayısıyla şiir yazanların sayısı denkti, sosyal medya icad olalı okur sayısıyla yazar sayısı eşitlendi biliyorsunuz.
Geçen gün biriyle konuşuyoruz, laf lafı açtı, açılanla ilgili küçük bir anekdot anlatıyorum, karşımdaki hoop telefonunu aldı, birşeyler yazmaya koyuldu. Durdum. Belki densizlik etmiş oldum susmakla, onu yoksaymış oldum. Herhalde çok önemli bir şeydi, o an yazmasa olmazdı. “Anlat, ben seni dinliyorum” diye teşvik etti. Yazacağı şey de bitti, kısaymış herhalde. Böylece ‘ne anlatıyordum ben’ girdabına düşmedim. Her zaman böyle kısa sürmüyor tabii.
Sohbet ederken telefonunu çıkarıp bir yandan oyun oynayanlar da yok değil; buna pek düşkün bir arkadaşım var. Tabii ona sohbet denir mi bilmem. Genellikle saçma ve kısa sorular sorar bu durumlarda, ezbere sözler döktürür. Geçenlerde “Söyle bakalım, en son ne dedim?” diye bir baskın soru çıkardım, çuvalladı.
Bir arkadaşım da maç seyrederken boyuna telefonuyla meşgul olur. Galiba sosyal medyaya sıcak sıcak laf yetiştiriyor ya da başkalarının yetiştirdiği lafları çok soğumadan okuyor. Hummalı bir çalışma. Sanırsın ki anında teknik direktöre yazıyor, belki de cezalı olduğu için saha kenarına inemeyen asıl teknik direktör odur da yardımcısına ne yapması gerektiğini söylüyor. Bir an önce oyuna müdahale etmesi gerek, işler iyi gitmiyor. Genellikle işler iyi gitmeyince telefona yumuluyor zaten. Maç seyretmenin keyfi nerde kaldı, diye geçiriyorum içimden ya, bu ülkenin futbolunun nesi zevkli ki?
Bizim fantastik (fanatik olduğunu kabul etmediği için bu kelimeyi tercih ediyorum), hakkını yemeyeyim, arasıra benle de konuşur maç seyrederken, ama hedef kitle sosyal medyada tabii. Aşırı sosyalleşmeden kim ölmüş? Böylece insan içine karışıyor, taraftar dayanışmasıyla kahroluyor ya da coşuyor. Benim gibi takım tutmayan bir insanla ne halt etsin, zevk vermiyorum. Evde kimse yoksa bazan ana avrat küfüre girişmiyor da değil, hem kendi futbolcularına hem hakeme. Çok fantastik. Sosyal medyada daha terbiyeli olsa bari.
En tuhafı da şöyleleri: Bir şey soruyor, cevap vermeye başlıyorum, pırt diye telefonunu kurcalamaya girişiyor. Allahın belası, ne diye sordun o zaman? Tamam, ben bir meseleyi anlatmaya cemaziyelevvelinden başlarım, bir sürü ayrıntı verir insanı bezdirim de bu öyle değil, sorusuna kestirme cevap verirken… Biliyorum, telefonlu bir yaratık bu, bana, yani kendi sorusuna en fazla 11,5 saniye ayırabilir.
İnsan tuhaf bir boşluğa düşüyor böyle bir durumda. Bazan bir bakıyorum ortamdaki öbür insanlar da telefonlarıyla meşgul. E bu normal oldu artık herhalde; sorunun sahibi telefonuna bakıyor da ötekilerin nesi eksik, onların eli armut mu topluyor? Şimdi ben ne yapayım? Kimseyi mahcup etmeyeyim mahcubiyetiyle, verdiğim kuru gürültü rahatsızlığıyla ağzımdan çıkmakta olan lafları nasıl sönümlendirebilirim (bu kelimeyi de kullandım ya sonunda) telaşına, konuşmayı yarıda kesmiş olduğumu çaktırmama derdine kapılıyorum, ama tabii telaşımı da göstermemem gerekiyor ve gerekirlik durumunu da hissettirmemem… Müzikteki ‘fade out’ da bu olsa gerek, parça yavaş yavaş sessizliğe karışır ya hani. Keşke Supertrump’ın “Goodbye Stranger“ı gibi sessizliğe karışmayı becerebilsem bu durumlarda. Halbuki kimin umurunda, hepsi telefonlarının kendilerine açtığı engin dünyalarında mutlular.
Sohbet iki kişilikse galiba daha kolay, o zaman ben de uyduruk bir iş, bir hareket icat edip ona bakıyorum: burnumu siliyorum, mendil arıyorum, su dolduruyorum, garsona sesleniyorum falan.
Siz telefonlular topluluğu, bilmem farkında mısınız, cep telefonları sohbet dikeni oldu çıktı, kazık gibi bir diken. Habire bu dikeni çıkarmaya çalışıyoruz, sohbetin tadı tuzu kalmadı.
OYUN
Kurallar ve puanlama
* Kelimeler en az 4 harfli olmalı
* Aynı harf bir kereden fazla kullanılabilir
* Özel ad yok, mastar yok
Toplam 12 kelime bulacaksın.
4 harfli kelime = 2 puan
5 harfli kelime = 4 puan
6 harfli kelime = 6 puan
7 harfli kelime = 12 puan
Ortadaki harfe 5 puan hediye
İlave her harf 3 puan
7 harfin tümünü kullanırsan 7 puan da hediye.
