2026’da iktidarın aile ve çocuk vurgusunun sürdüğünü görüyoruz. İktidarın kurumları da bu söylemle paralel politikaları hayata geçirmek üzere konumlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Türkiye Diyanet Vakfının (TDV) ilk evliliğini yapacak genç çiftlere 500 bin lira ayni çeyiz yardımı kampanyası da bu adımlardan biri. “Geri ödemesiz” olarak duyurulan bu yardımın birçok şartı da var.
TDV aile yılı kapsamında geçtiğimiz sene Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilk defa Uluslararası Aile Fuarını gerçekleştirmişti. Fuarın açılış konuşmasında, ailenin kadınların ve erkeklerin “yaratılıştan gelen” özelliklerini yani “fıtratı” koruduğuna ilişkin vurgular yer almıştı.
Ailenin kuruluşu da biçimlenişi de dini temellerle ele alınmıştı. Bu fuarda ailelerin karşı karşıya olduğu en büyük tehlikelerin “Nikahsızlık, cinsiyetsizlik ve gayrimeşru birliktelikler olduğu” iddia edilmiş ve zina tartışmaları yeniden gündeme getirilmişti.
“Fıtrat, evliliğin ve ailenin dini temellerle ele alınması” ilerleyen süreçte Diyanetin cuma hutbelerine yansıyan miras hakkının gasbı çağrılarını, nafaka karşıtı söylemlerin ve hatta bunlara ilişkin yeni yasalar yapılması gerektiğine dair devlet erkanları tarafından ele alınmasına kadar ilerledi.
Kadınlar, şiddet gördükleri evliliklere mahkum edilirken; “fıtrat” söylemiyle atfedilen merhamet ve sabır gibi özellikler gerekçe gösterilerek yaşadıklarını kabullenmeye zorlanıyor. Boşanmak istediklerinde ise çoğu zaman haklarını alamıyor; kendilerinin ve çocuklarının geçimini sağlayabilmek için güvencesiz ve düşük ücretli işlere razı bırakılıyorlar.
Aile kurumu, iktidarın ve cemaatlerin sivil toplum kuruluşları eliyle de düzenlenip denetleniyor.