Servet Yıldırım: Futbolun ayrıcalığı artık sorgulanmalı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir şehrin takımının Süper Lig’e çıkması normal şartlarda bayram havası yaratır. Taraftar sevinir, esnaf hareketlenir, şehir tanıtım fırsatı yakalar, iş dünyası da bundan payını alır. Ama Türkiye’de meselenin bir de başka yüzü var. Takım Süper Lig’e çıktığında şehir ekonomisinin kazancı mı artıyor, yoksa iş dünyasının sırtına yeni ve zorunlu bir maliyet mi yükleniyor?

Anadolu’nun birçok kentinde iş insanları kulüpler için kaynak yaratmaya çalışırken aynı şehirlerde tiyatrolar kapanıyor, kültür merkezleri yeterince kullanılmıyor, amatör spor branşları ayakta kalmakta zorlanıyor, bilimsel projeler ve genç girişimcilik yeterince destek bulamıyor.

Bir iş insanının kulübe verdiği 10 milyon liranın alternatif kullanım alanlarını hiç düşünmeden yalnızca “şehrin takımına destek” olarak değerlendirmek ekonomik açıdan eksik bir bakış. Aynı kaynak bir teknoloji laboratuvarına, mesleki eğitim merkezine, kütüphaneye, sanat merkezine veya genç girişimcilere aktarılsa belki de o şehrin geleceğini daha kalıcı biçimde değiştirebilir.

Asıl soru, futbola para verilip verilmemesi değil; verilen paranın başka nerelerde daha yüksek toplumsal ve ekonomik getiri sağlayabileceğidir.

Üstelik futbol dünyası, kendisine gösterilen bu ayrıcalığı haklı çıkaracak bir yönetişim performansı da ortaya koyabilmiş değil.

Yıllardır şike iddiaları, mali krizler, yönetsel başarısızlıklar, borç yapılandırmaları ve tribün şiddeti tartışılıyor. Dünyada FIFA’nın uzun süre yolsuzluk soruşturmalarıyla gündeme gelmesi, Türkiye’de ise kulüplerin sürekli borç sarmalına girmesi aynı temel soruna işaret ediyor:

Artık kabul edelim ki; futbolun en büyük problemi yalnızca para bulamamak değil, bulunan parayı doğru yönetememek. 

Servet Yıldırım’ın yazısı