Washington Post’ta denk geldiğim yazı, kış aylarına girdiğimiz dönemde hayatınızı kolaylaştırabilir.
Malum, başta İstanbul olmak üzere iklim Britanya’yı aratmaz düzeyde yağmurlu ve bu durum kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirmemize yol açıyor. Tüm günü evde geçirmemeleri gereken köpekler için de bu durum ekstra sorun olabiliyor.
Yazar, köpeklerinden birinin ölümünden sonra diğer köpeğinin normalden çok daha sessiz ve hareketsiz olmasından şüphelenip, acaba depresyonda mı yoksa tıbbi bir sorunu mu var sorusunun peşinden gidip araştırıyor. Bakalım nerelere varmış.
Polonya Krakow’da, Dzok adlı köpeği örnek veriyor. Dzok, kalp krizinden ölen sahibini 1990-1991 yılları boyunca aynı kavşakta beklemiş, yıllar sonra onu sahiplenen kişinin de vefat etmesinin ardından bir tramvay kazasında hayatını kaybetmiş. Tokyo’da heykeli olan Haçiko’nun hikâyesi de benzerdir. Köpekler bize anlatmasa da duyduğumuz hikâyeler köpeklerin depresyon yaşayabileceğini gösteriyor.
Makalede, insanlardaki semptomlara benzer şekilde, köpeklerde de şu belirtilerin görülebileceği belirtiliyor:
- Hareket etmeyi reddetme.
- Normalden çok daha fazla yatma.
- Sesinize veya komutlarınıza daha az tepki verme.
- Kuyruğunu eskisinden daha az sallama.
- Yemek yemeye karşı isteksizlik.
- Size veya aile üyelerine sürekli yapışma.
- Sürekli gezinme veya huzursuz/kaygılı görünme.
- Normalden fazla inleme, sızlanma veya uluma.
Öncelikle bunlar sadece depresyon değil aynı zamanda bir hastalığın da belirtileri olabilir. Onu bir kenarda tutalım. Önce veterinere danışmak şart.
Hastalık yoksa eğer, köpeğinize nasıl yardımcı olabilirsiniz?
Yapılabilecekler şunlar: Köpeğinize egzersiz, dışarı çıkma, yeni oyuncaklar veya ödül mamalarıyla daha fazla uyarıcı sağlamayı deneyebilirsiniz.
Eğer depresyon başka bir evcil hayvanın kaybından kaynaklanıyorsa, iş değişiyor. Çözüm onun hayatına dahil olacak, karakterine uygun yeni bir köpek sahiplenmekte yatıyormuş. Bilginize.