MHP Genel Başkanı, partisinin dünkü grup toplantısında “Tek bir ülküdaşımı ezdirmeyeceğim” dedi. Sinan Ateş ülkücü değil miydi? Ülkücü olmayan biri mi Ülkü Ocakları Genel Başkanlığına getirildi?
“Hepimiz katilin kim olduğunu biliyoruz” diyen bir Genel Başkan için “Bu istihbarat fosiline bildiklerini sormak kuşkusuz şerefli Türk savcılarının ana görevidir” çağrısında bulunulan bir konuşmayı, “Genel Başkan olarak sorumluluk taşıdığım süre içerisinde, kendimde sır olarak sakladığım görevden alma nedenlerini yeri geldiğinde paylaşırım” diye devam ettirmek fazlasıyla tuhaf ve çifte standartlı bir durum oluşturmaz mı?
Gizli gerçekleri saklamak, “bazı genel başkanlar” söz konusu olduğunda sorumluluk, bazı genel başkanlar söz konusu olduğunda ise “istihbaratçılık” alameti olabilir mi?
Ülkücü Hareket açısından en trajik hallerden biri;
Eski bir Ülkü Ocakları Genel Başkanı’nın torbacılara katlettirilmesinin, ülkücü kökenli Özel Harekât Polisleri’nin çetelere eskort yapılmasının…
Banuçiçek ve Bengisu’nun “Baba” feryadının…
MHP yönetim katında oluşturamadığı infialin, “Cumhur İttifakı’nda çatlağa yol açma ihtimali”yle oluşmuş olmasıdır.
Bir infiale bakarım infial mi diye…
Bir gerekçesine bakarım; değer mi diye.