Merkez Bankası’nın (MB) dün aldığı faiz kararı, kimi ekonomi yazarlarının eleştiri oklarına hedef oldu. MB faiz oranlarını değiştirmezken, istisnai günlerde faiz tavanını yüzde 7.75’ten yüzde 9’a çıkaracak yeni bir uygulama açıklamıştı.
Hürriyet’ten Erdal Sağlam, Koridor yetmedi ‘yeni faiz’ oldu başlıklı yazısında, Merkez Bankası’nın piyasaları yine hayal kırıklığına uğrattığını, ama başbakanı memnun ettiğini savundu. Sağlam şöyle yazdı:
“Dört ayrı faiz oranının bulunduğu faiz koridorunun netleştirilmesi beklenirken, tam aksine bir faiz oranı daha eklenmiş oldu. Bir başka deyişle Merkez Bankası’nın faiz oranları neredeyse tümüyle gösterge olmak özelliğini kaybetmiş oldu.
Bu durum Merkez Bankası’nın belirsizliği artık azaltmak yerine daha da artırma yolunu seçtiğini gösteriyor. Piyasalar tam bir şaşkınlık içinde, bu yeni faiz oranının ne zaman, ne yöntemle uygulanacağını tartışırken, önümüzdeki döneme ilişkin belirsizliklerin arttığı konusunda da hemfikir.
Piyasaların Merkez Bankası’nın bu kararına ilişkin ilk tepkisinin sınırlı olduğunu, önümüzdeki dönemde asıl tepkinin belirginleşeceğini söyleyebiliriz. FED’in tahvil alımı miktarını tekrar azaltma kararı vermesi halinde, bu belirsizliğin de etkisiyle kurların yukarı çıkışının daha da hızlanması sürpriz olmayacak.”
Radikal’den Uğur Gürses, Merkez Bankası’nın aldığı kararın ‘deneysel tuhaflıklar literatürü’ne girecek nitelikte buldu: “Merkez Bankası bırakın sıradan bir tasarrufçuyu, uzmanı olanların bile kafasını karıştıran, itibar kaybı yaratan bir tablo sunuyor.”
‘Hayalet faiz’ başlıklı yazıdaki tespitler şöyle:
Merkez Bankası bir taraftan piyasaların gerisinde kaldığını ve faizi artırmak gerektiğinin farkında. Diğer taraftan da, ‘Faizi değiştirmedi’ havası yaratıp politikacıların popülist duruşlarına göz kırpma telaşında.
Merkez Bankası uygulamada kullandığı hiçbir faiz oranını değiştirmedi. Değiştirmedi ama şunu da ilave etti açıklamasına: “Ek parasal sıkılaştırma uygulanması gerekli görülen günlerde, bankalararası piyasadaki faizlerin yüzde 7.75 (marjinal fonlama oranı) yerine yüzde 9 civarında oluşmasının sağlanması kararlaştırılmıştır.”
Faizi yükselttiğini açıklamak başka, piyasada yüksek bir yerde oluşmasının sağlanması başka. Birinde, yükseltilmiş faizden piyasaya para veriyor. İkincisinde ise miktarsal sıkılaştırma ya da daraltma yaparak faizin piyasada yüksek bir yerde oluşmasını sağlamak var.
İlk okumada Merkez Bankası’nın açıklamasının anlamı, “Ben faizi ellemiyorum, ama bazı günler öyle yapacağım ki piyasadaki gecelik faizler yüzde 9’da oluşacak” demekti.
Dünkü karar metni, Dr. Zümrüt İmamoğlu’nun tanımlamasıyla; “Merkez Bankası faiz artırmadı zannedenlere cevap: Artırdı. Faizi artırdı zannedenlere cevap: Tam olarak ne kadar ve ne zaman artıracağı belli değil”.
Merkez Bankası bir taraftan çok iyi farkında ki; piyasaların gerisinde kalmış durumda, faizi yüklü biçimde artırmak gerektiğinin farkında. Diğer taraftan da ‘faizi değiştirmedi’ havası yaratıp politikacıların popülist duruşlarına göz kırpma telaşında.
Merkez Bankası’nın son dört yıldır, şu ya da bu nedenle faiz artırım kararlarını ‘yumurta kapıya gelmeden’ yapamadığına tanık oluyoruz. Artırım yapması gereken zamanlarda yapamadığı gibi, sonra zorunluluk halini aldığında ise çeşitli araçlar icat ederek bu artırımları sakladığı, en sonunda iş kontrolden çıkacak gibi olduğunda ise sert artırımlara gittiğine tanık olduk.
Eski Başkan Durmuş Yımaz’ın son konuşmasında aktardığı, eski bir merkez bankacı J.C. Stamp’ın o çok sevdiğim sözünü anımsatayım; “Sorumluluklarımızdan kaçınabiliriz, ama kaçınmanın sonuçlarından kaçamayız.”
Milliyet’ten Güngör Uras, MB’nin kararını, “Ne şiş yansın ne kebap” diye niteledi. Yazar, sürecin ise “Yandı kebap helvası!” diye sonuçlanabileceğini yazdı.
‘Merkez faize dokunmaz gibi yapıp yükseltti’ başlığıyla yayınlanan yazıda Uras şu görüşlere yer verdi:
“Merkez Bankası bugüne kadar döviz fiyatlarındaki aşırı (dikkat buyurunuz aşırı) yükselmeyi döviz tanzim satışı yaparak frenlemeyi beceremedi. Piyasa oyuncuları Merkez Bankası’nın faiz artırımının döviz fiyatlarındaki tırmanışı durdurmaya yararı olabileceğini söylüyorlardı.
Merkez Bankası tam anlamıyla ‘iki dere bir ara’da kaldı. Bir yanda, “Faizi sakın artırma” diyen Başbakan ve bakanlar, öte yanda “Faiz artmaz ise olmaz” diyen piyasa oyuncuları.
Merkez Bankası “Ne şiş yansın ne kebap” dedi, faizi resmen artırmadı ama, faiz artışı bekleyenlere, “Faiz artışına karşı olanlara çaktırmadan faizi bazı günlerde artıracağım” mesajını verdi.
Konuya yabancı olanlara kaba bilgi arz edeyim. Merkez Bankası, bankalar aracılığıyla piyasaya para akıtıyor. Akıtılan para yaklaşık 38 milyar TL. Bu toplam para miktarı farklı isimler altında, farklı faiz oranlarıyla bankalara kullandırılıyor.
Kabaca faiz oranlarını ve her faiz oranı ile bankalara verilen paranın miktarını sayın okuyucularıma özetlemek istiyorum.
Merkez Bankası bankalara;
– Haftalık Repo adı altında yüzde 4.50 dolayında faiz ile 6 milyar TL dolayında para veriyor.
– Piyasa yapımcısı diye seçilen bankalara yüzde 6.75 faiz ile 10 milyar TL dolayında para akıtıyor.
– Ek sıkılaştırma günleri bankalara kalan parayı yüzde 7.75 faizle kullandırıyor.
– Bütün bu işlemler sonucu 38 milyar TL dolayındaki fonlamanın ortalama faizi yüzde 7.00 dolayında oluyor.
Dünkü kararla ek sıkılaştırma günleri uygulanan faizin yüzde 7.75’ten yüzde 9.00’a çıkarılabileceği belirtiliyor.
Faiz yüzde 7 iken yüzde 8 olabilir
Ancak unutulmasın. Ek sıkılaştırma günlerinde Merkez Bankası bankaların ihtiyacını bu orandan karşılayacak. Şimdilerde yüzde 7.00 dolayında olan aylık fonlama faizinin yüzde 8,00 dolayına yükselmesi söz konusu.
Söz konusu… Açık anlatımıyla belirsiz. Çünkü Merkez Bankası’nın ayda kaç gün ‘Ek Sıkılaştırma’ ilan edeceği (EPS) ve o günlerde ne kadar döviz satacağı ne kadar TL açığı doğacağı belirsiz.
Sonuç… Merkez Bankası enflasyon beklentisi çıpalama, dövizdeki oynaklığı önleme ve zedelenen güvenini onarma fırsatını kaçırdı. Merkez Bankası kararı reel ekonomiye yönelik kredilerde faizin yükselmesine yol açacak. Bu dolaylı faiz artırımı dövizdeki tırmanışı frenlemede yetersiz kalır, artış devam eder ise, Anadolu anlatımı ile “Yandı kebap helvası!” Hem döviz yükselişi sürecek, hem faizler artmış olacak.
Vatan yazarı Ali Ağaoğlu, yazısına ‘Sanal faiz’ başlığını attı. Ağaoğlu’na göre, “İşin kötüsü yeni ‘sanal faizin’ ne zaman ve hangi şartlarda uygulanacağı MB’nin ‘keyfine kalmış’ durumda.”
Yazıdan satırbaşları şöyle:
“Bilinirliği ve ‘geleceği yönlendirmek’ (forward guidance) adına atılmış son derece belirsiz bir adım daha. Bu denli ‘çoklu faiz’ sistemini anlamak çok zor. Üstelik bunu yabancı yatırımcılara ve yatırım yapacak yerli iş dünyasına anlatmak son derece zor!
MB, politikacıların baskısına boyun eğmiş durumda! Bundan böyle bağımsızlığından söz etmek hayli zor olacak. Azalan kredibilitesini artırmak da hayli uzun zaman alacak, zahmetli olacak. Bu ‘belirsizlik’ ortamında hepimizin işi oldukça zor olacak.”