Bir ülkenin bağımsızlığı, yönetenlerin vatandaşlarına hesap vermekten bağımsızlaşması anlamına gelmez.
Millî egemenlik, iktidarın özel mülkü değil, halkın ortak hakkıdır.
Matematiğin, fiziğin yerli ve millîsi olmadığı gibi, temel insan haklarının da yerli ve millîsi olmaz.
Bir denklem, Ankara’da başka, Londra’da başka sonuç vermez.
İşkence uluslararası hukukta yasaklanmıştır; hiçbir ülkede güvenlik bahanesiyle meşrulaştırılamaz.
Düşüncesini açıkladığı için hapsedilen bir insanın özgürlüğü, hapishanenin hangi bayrağın altında bulunduğuna göre değer kazanıp kaybetmez.
Elbette her toplumun tarihi, kültürü ve siyasi tecrübesi farklıdır.
Ama farklılıklar, insan onurunu gözeten evrensel ölçüleri hükümsüz kılmaz.
Milliyetçilik, adaletsizliğe “yerli bir ruhsat” üretmek için kullanılıyorsa artık ülkeyi değil, iktidarı koruyordur.
Bir ülkenin bağımsızlığı, halkının kendi yöneticilerinden hesap sorabildiği yerde anlam kazanır.