Sadık Çelik: Ahlakı cinselliğe indirgeyen bir toplumda gerçek ahlaksızlıklar görünmez oluyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Ahlak; herkesin ağzında dolaşan fakat kimsenin pek de hayatına almadığı kelime. Herkesin kolayca telaffuz ettiği ama kimsenin taşımaya yanaşmadığı bir yük… Başkasında eksikliğini gördüğümüzde hemen parmağımızı sallıyoruz; kendi payımıza düşeni fark ettiğimizdeyse gözümüzü kaçırıyoruz. Bugün ahlak dediğimiz şey, toplumun vitrininde sergilenen bir süs eşyasına döndü. Kimse dokunmak istemiyor ama herkes hakkında konuşuyor.

Özel hayata sıkıştırılmış, kamusal alanda anlamını yitirmiş bir ahlaktan söz ediyoruz. Oysa asıl yıkım, tam da orada; yönetenin de yönetilenin de dürüstlüğü, bir “tercih meselesi”ne dönüştüğünde başlıyor…

Bizde ahlak, çoğu zaman yanlış yere konuyor. Yolsuzluk konuşulmazken, herhangi birinin özel hayatı günlerce tartışılabiliyor. Ahlakı sadece cinselliğe indirgeyen, bunu da bir baskı aracı haline getiren bir toplumda gerçek ahlaksızlıklar görünmez oluyor. Oysa asıl yozlaşma, hak edilmeyeni almada, hakkı olmayana uzanan elde başlıyor. İşini kötü yapan memurun, rüşveti “paylaşmak” olarak gören yöneticinin, torpili “yardım” sayan yurttaşın olduğu yerde ahlaktan söz etmek kolay değildir, kolay olmuyor. 

Toplum kendi işine geleni konuşuyor, işine gelmeyeni susturuyor.

Sadık Çelik’in yazısı