Ruşen Çakır: Aynılar ayrı yerde, ayrılar aynı yerde

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ülkemiz siyasi hayatında dost bilinenlerin yolları ayrılırken düşman sanılanların yolları birleşti ki yaşadığımız durumu “Aynılar ayrı yerde, ayrılar aynı yerde” diye tasvir etmek abartılı olmayacaktır.

Görünürde bütün altüst oluşların tek nedeni hükümet ile cemaat arasındaki ilişkilerde yaşanan iniş çıkışlar. Bu görüntünün aldatıcı olduğunu düşünüyorum. Çünkü:

– Türkiye’de iki, yani AKP ve cemaat değil, üç temel güç odağı bulunuyor. Kürt siyasi hareketini kale almadan yapılacak her analiz eksik ve yanlış olur. Bütün bu süreçlerde Kürt sorunu ve buna bağlı olarak hükümetin geliştirmeye çalıştığı çözüme yönelik süreçler hep kritik önemde olmuştur.

– Bu kadar kısa sürede çok geniş kapsamlı siyasi altüst oluşların yaşanması siyasi bir krizin ve krizin sürekli olduğunun göstergesidir. Bu krizi mercek altına aldığımızda, sistemin yeni sahiplerinin eski iktidar sahiplerini tasfiye etmede bir şekilde başarılı olduklarını, ancak “yeni Türkiye” adını verdikleri şeyi tam olarak tanımlayamadıklarını görüyoruz.

Ülkeyi demokrasi, temel hak ve özgürlükler, hukuk devleti ve şeffaflık gibi evrensel değerleri geri plana iterek yenilemenin asla mümkün olamayacağı ortaya çıkmış durumda. Türkiye’yi yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların bu gerçekle yüzleşmekten kaçınmada ısrar etmeleri hâlinde mevcut siyasi krizin süreceğini ve şimdiki ittifakların da kısa süre içinde yıkılıp yerlerine yenilerinin konulacağını öngörebiliriz.

Ruşen Çakır’ın yazısı