Profesör Görür: İBB'nin deprem raporu çok iyimser, büyük risk altındayız

Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür İstanbul’da minimum 7.3 büyüklüğünde deprem beklediğini belirterek, “İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin deprem raporu için “Çok iyimser” ifadesini kullanan Görür, Kanal İstanbul projesi içinse “Depremde tarumar olur” yorumunu yaptı.

Fotoğraflar: DHA

Cumhuriyet’ten İpek Özbey’e konuşan Görür, Türkiye’nin bir deprem ülkesi olarak dünyada ilk 10’un içinde olduğunu belirterek, “Halkımızın kendi can ve mal güvenliği konusunda belirli bir hassasiyeti yok. Öyle olunca hükümetler de o konuya yoğunlaşmıyor” dedi.

Marmara’nın altındaki kabuğun aşırı stres yüklü olduğunu ve kırılmayı beklediğini dile getiren Görür, Elazığ’ın Sivrice ilçesindeki depremi tahmin etmiş olmasına rağmen yetkililerin kendisini umursamadığını söyledi.

Bastırılmış yay gibi

İstanbul’da büyüklüğü 7’nin üstünde bir deprem beklediğini ifade eden Görür, Marmara bölgesindeki güncel duruma ilişkin şöyle konuştu: “Burada bir yay olsa, onu üstünden bastırsan, o sert yay senin elini de zorlar. Marmara’nın altındaki kabuk, aynen o yay gibi stres altında. Sen bastırdığın yaydan elini çektiğinde o yay fırlar, sallanır ve durur. O zaman stresi sıfırlar. Marmara’nın altındaki fay, 1999 depreminde aşırı yüklendi. Anadolu’nun büyük bir kısmı Kuzey Anadolu Fayı boyunca Marmara’ya doğru 5.5 metre hareket etti. Marmara’nın altındaki kabuk kırılmadı, eğer boydan boya kırılsaydı, aynı yayın boşalması gibi olacaktı. Yani stresi kaybolacaktı. Halbuki Anadolu levhası 5.5 metre Marmara’ya doğru gelince kırılmadı ama deforme oldu. Aşırı stres yüklendi. Anadolu, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu fayları boyunca Yunanistan’a doğru hareket ederek yılda 2.5 santim yaklaşıyor. Her sene koca Anadolu levhası Marmara’nın altındaki kabuğa 2.5 santime denk gelen stresi yüklüyor. Demek ki 1999’dan beri aşağı yukarı yarım metreye denk gelen stres daha yüklemiş. Kırılmamış, zemberek gibi duruyor. Bu devam ettikçe, çat diye burayı kıracak, deprem olunca rahatlayacak. Dolayısıyla Marmara’nın altındaki kabuk aşırı stres biriktirmiş durumda ve kırılmayı bekliyor.”

‘Rapor çok iyimser’

Görür, İBB’nin hazırladığı deprem raporunu da eleştirdi.

İBB 39 ilçe için ayrı ayrı deprem hazırladığı kitapçıklarda, olası bir depremde yaşanacak bina hasarları, can kaybı ve yaralanmalar, altyapı hasarları ve geçici barınma ihtiyacı gibi bileşenlere dair bilgiler yer alıyor.

Rapora İBB’nin sitesinden ulaşılabiliyor.

Raporun ‘çok iyimser’ olduğunu söyleyen Görür, şöyle konuştu: “Ben olsaydım yayınlamazdım. Kaldı ki ben de İBB’nin bilim kurulu üyesiyim. Ama biz seçilmeden bu yayınlanmış oldu. Çok iyimser arkadaşlarımız tarafından yapılmış olmalı. İnşallah onlar haklı çıkar, ben haksız çıkarım ama onların dediği gibi olmayacağından eminim.”

Görür, rapordaki öngörülere katılmadığını şu hesapla anlattı: “1 milyon 600 bin bina var. İstanbul’da bütün ölümlü vakaları gel yüzde 1’e indirelim. Yüzde 99’unda insanların burnu kanamasın. 16 bin bina yapar. Her bina 4 katlı olsun, 64 bin kat demektir. Her kata iki daire koy 128 bin daire… Her daireye 4 kişi koy, 400 binleri geçiyor mu? Yüzde 1 fazla oldu hocam de, gel bunu yüzde 0,25’e indirelim… 100 bin… Bu rapora bakarsan bütün İstanbul’da can kaybı 14 bin oluyor. Doğru değil.” 

‘Bilinç yok’

Görür, hükümetlerin depremi konuşmadığını, deprem olduktan sonra da çadır ve aş götürerek halkın gönlünü kazandığını belirterek, “Afete uğrayan insan da şunu demiyor: ‘Biz ölmeden neredeydiniz?’ Halkta da o bilinç yok” diye konuştu.

Türkiye’deki deprem kuşaklarında bulunan yerleşim alanlarını güvenli hale getirmeye çalışmanın 20-30 sene alacağını belirten Görür, şöyle konuştu: “‘Devlet dairelerinin, okulların tümü deprem güvenli hale geldi’ dediler. Ne oldu? 5 küsurluk depremde ‘Güvenilir’ dedikleri binaların çoğu haşat oldu.”

Yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemiş

Görür şöyle devam etti: “İstanbul’da 1 milyon 600 bin bina var. Yine resmi rakamlara göre bu yapı stokunun yüzde 60’ı mühendislik hizmeti görmemişHer seçim öncesi vatandaş bir kat yapmış, sonra getirip bir kat daha çıkmış. Öyle olunca 900 bin bina deprem güvenli değil. Büyük bir risk altındayız.”

‘Kanal İstanbul haşat olur’

Görür hükümetin İstanbul’da yapmayı planladığı Kanal İstanbul projesine de değindi. Depremden bağımsız olarak Kanal İstanbul’un yapılmaması gerektiğini savunan Görür, şu ifadeleri kullandı: “Jeolojik açıdan son derece sakıncalı, tehlikeli, İstanbul’un başında Demokles’in kılıcı gibi problem çıkartacak, korku içinde yaşamamıza neden olacak bir proje. Bu kanalın güzergahı özellikle Çekmece Gölü’nün kuzeyinde Sazlıdere’den başlayıp, Marmara’nın kıta sahanlığına açıldığı yere kadar olan bölge jeolojik olarak tam anlamıyla anormal tehlikeli ve riskli yerler. Deprem olmamasına rağmen kaymalar, heyelanlar oluyor. O bölgedeki arazi stabil değil, şu anda bile kayıyor. Depremde haşat olur buralar.”

Görür, Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında deniz araştırmalarında canlı faylar olduğunun görüldüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Olası bir depremde bu faylar harekete geçmek suretiyle kanalın Küçükçekmece’ye kadar olan her yerini tarumar eder. Bundan kaçış yok. Heyelanlar, bu faylar tarafından aşırı tetiklenebilir. Kaldı ki büyük bir tsunami tehlikesi var. Tsunami bu kanala girdiği zaman, o sırada kanalın içinde gemi falan varsa onu da sürükler götürür ve bir yerlerde taşıdığı malzemelerle kanalı tıkadığı an orada bir barajlanma olur. Bütün kanalın etrafını deniz basar. Bir daha da orayı kurtaramazsın.” 

Kanal İstanbul’un deprem riskini artıracağını belirten Görür şöyle konuştu: “Afet yönetimini zorlaştırıyor. Kanal demek orada 300-500 bin bina daha yapılması demek. Deprem bekleyen yerde yapılmaması gereken en önemli şey nüfus yoğunluğunu arttırmaktır. Ne kadar insan fazlalaşırsa, o kadar ölüm olacak demektir. Kanal İstanbul’un yapılmaması gerekir.”