İstanbul’da DHKP-C’ye yönelik olduğu belirtilen operasyon sırasında polis kurşunuyla sırtından vurularak öldürülen 25 yaşındaki Dilek Doğan’ın ailesi, hastanede yaşam mücadelesi verirken dahi ‘terör örgütü üyesi’ olmakla suçlanan kızlarını anlattı.
Kardeşini okutuyordu

Anne Aysel Doğan ve baba Mehmet Doğan Habertürk’ten Ümran Avcı’ya konuştu. Dilek’in üniversiteyi kazanmasına rağmen maddi imkansızlıktan okuyamadığını belirten anne Doğan, bir giyim mağazasında çalıştığını ve maaşıyla kardeşini okuttuğunu söyledi.
Dilek’in ağabeyinin evlilik için çektiği krediyi de ödediğini söyleyen anne Aysel Doğan, “Kendine ayırdığı 50 lirayı da yol parası olarak harcıyordu” diye konuştu.
Kızını bir polisin öldürdüğünü vurgulayan anne, sözlerine şöyle devam etti: “Kızımı bir polis öldürdü ama o, vurulmadan 10 gün önce bir polis cenazesinde tabut başında babası için ağlayan çocuğa üzülüp gözyaşı dökmüştü.”
Aysel Doğan, kısa süre önce rüyasında kızını gördüğünü ise, “Kızım, ‘Burada her şey var anne. Çiçekler var, meyveler, sebzeler var’ dedi, sonra gitti. Kızımı gördüm ya, bugün daha iyiyim” diye anlattı.
‘Sırtına battaniye koyduk’

Baba Mehmet Doğan ise kızıyla son vedasını şu sözlerle anlattı: “Kızımı yıkadılar definden önce. Saçlarını kurutturdum üşümesin diye. İyice kuruttular, annesi de ördü güzelce. Çok severdi saçlarını. Ellerine kına yaktık. Sırtına da battaniye koyduk toprağın sertliği acıtmasın diye. Aslında Dilek kendi yorganıyla çok rahat yatardı ya, o acıyla kendi yorganını koymayı akıl edemedik işte.”