FREDERIKE GEERDINK
SİLOPİ – Bir pasaport sahibi olmak ya da olmamak, Irak’tan Türkiye’ye kaçmak isteyen Ezidiler için bütün mesele bu!
Pasaportu olanlar sınırdan resmi olarak giriş yapabiliyor. Olmayanlar ise biraz daha içeride bulunan sınır kentleri Zaho ve Duhok’ta kalakalıyor.
Dört aylık bebeğini geride bırakmış

Iraklı ve Türkiyeli yetkililer kuralları harfiyen uyguluyor; bunu IŞİD’in ele geçirdiği Sincar şehrini terk eden 25 yaşındaki Sosan Umar Bapir’le görüştüğümüzde açıkça anlıyoruz.
Dört ay evvel anne olan Sosan ağlayarak, “Küçük Serhat Zaho’da ailemle kaldı; ben ve kocam buradayız. Onun için henüz pasaport çıkaramamıştık” diyor.
Sosan son birkaç günde Türkiye-Irak sınırındaki Silopi’nin yakınından sınırı geçen 2 bin mülteciden biri. Mültecilerin yarısı Silopi belediyesi ve yerel halkın birlikte çabucak kurduğu mülteci kampına yerleşti.

Geriye kalanlar eski okul binalarında, spor salonlarında ve boş evlerde kalıyor.

Sosan ve kocası, çocuklarını Zaho’da bırakmak zorunda kalan ilk ve tek çift değil.
Birçoğunun ailesi dağılmış durumda. 36 yaşındaki Jerea Hassan da ağlıyor: “Altı çocuğumdan beşiyle sınırı geçtim. Kocam Zaho’da 17 aylık çocuğumuzla beraber, çünkü minik Armand’ın henüz pasaportu yok.”
Hükümetten adım yok
Sivil toplum örgütü İnsan Hakları Derneği Türkiye hükümetine pasaportu olmayan Iraklı mültecileri de sınırdan geçirmesi çağrısında bulundu. Ancak hükümetten henüz bu yönde bir adım yok.
Zaho ve Duhok, yarı bağımsız Irak Kürdistanı bölgesinde. Bölgede, IŞİD’in hükmü geçmiyor. O yüzden İslam öncesi bir inanışa sahip Kürtler, yani Ezidiler güven içinde.
Ölüm korkusu ağır basıyor
O halde neden kaçıyorlar ailelerini burada bırakma pahasına? Jerea’nın yanıtı şu: “IŞİD’in ne yaptığını biliyor musunuz? Genç kızlarımızı alıp onları pazarda satıyorlar. Ezidileri öldürmek istiyorlar. Korkuyoruz. Hem de ölümüne.”
Sınırdan pasaportu olmayan mülteciler de geçmiyor değil. Nasıl mı? Silopi’ye arabayla 10 dakika uzaklıktaki sınır nehri Hızıl üzerinden kaçak olarak…
Nehri kente bağlayan küçük yolun üstünde plastik sandalyelere tünemiş yaklaşık 20 adam nehrin kenarında, ağaçların arasında, çalılıklarda herhangi bir hareket var mı diye bakıyor. Birden içlerinden biri diyor ki, “Bakın, orada, bir grup var!”
‘Onları nasıl geri gönderirler!’
Uzaktaki yeşilliğin içinden onlarca insan dar, tozlu bir patikaya çıkıyor. Belli ki sınır devriyeleri yakalayıp bir araya toplamış. Adamlar ayağa kalkıyor ve öfkeyle bağırıyorlar: “Onları geri mi gönderiyorlar? Bunu nasıl yaparlar? Çocuklar var aralarında.”
İçlerinden biri, Badri Koytan diyor ki: “Sınır devriyesi olmadığında oraya gidip mültecilere su ve ekmek veriyoruz. Bazen polis buna müsaade ediyor ve mülteciler sonra karakola götürülüyor. Onları Irak’a geri göndermek korkunç.”
Belediyeyi arayıp polisle pazarlık yapmak üzere belediye başkanını ya da avukatları yollamalarını istemişler. Hiç kimse gelmemiş.
Mülteci kampında…



Öğleden sonra Belediye Başkanı Emine Esma mülteci kampında. Silopi’den küçük bir kamyonun içinde Silopi halkının mülteciler için hazırladığı yiyecekler geliyor. İçlerinde pilav, tavuk, sebze çorbası, çoban salatası var. Mültecilere her akşam Silopi’den yiyecek geliyor.
Emine Esma belediyenin kurduğu ‘acil servis’ten bahsediyor. “Valilik bize yardım etmiyor; bizim de yeterince paramız ve insan gücümüz yok. Aynı zamanda sınır polisi tarafından yakalanan mültecilerin başına neler geldiğini bilmek istiyoruz. Şimdiye kadar merkezi otoritelerden herhangi bir bilgi ya da yardım alamadık. Umarım yakın zamanda kendimiz bir merkez oluşturabiliriz.”