Her seçimi ölüm kalım mücadelesine çeviren bir ülkeyiz. Oysa cumhurbaşkanlığı seçimi ardından gelecek genel seçimlerle beraber anlamlı bir bütün arz etmekte.
Hükümeti de başkanlık rejimine geçilip geçilmeyeceğini belirleyecek anayasal çoğunluk meselesini de genel seçimlerde belirleyeceğiz.
Bu sebeple genel seçimlere kuvvetli girmek muhalefet partileri açısından önemli. Ortak aday göstermek ise bunu sağlamaktan uzak.
Bütün partilerin en güçlü adaylarıyla ilk tura ayrı ayrı girmeleri ise genel seçimler için onlara daha çok güç kazandırabilirdi. Bu adaylardan ikinci tura kalan ise oy yoğunlaşmasını sağlayabilecek biri olarak belirlenebilirdi. Adayının ikinci tura kalması en muhtemel parti olan CHP’nin ikinci tur oyunun kayda değer bir kısmını genel seçimlere taşıma hedefi de olabilirdi.
Ancak bunun için “Erdoğan olmasın da kim olursa olsun” mantığının da aşılması gerekirdi. Yeni bir siyaset vizyonu daha cumhurbaşkanlığı seçimlerinden itibaren konulabilir ve genel seçim kampanyası erkenden başlatılabilirdi.