Tüm yetkilerin tek elde toplandığı AKP/saray rejimi, seçimleri dışlamak bir yana sürekli gündemde tutarken, diğer yandan liberal demokrasinin sınırlılıkları içinde de olsa adil bir seçim için gereken asgari koşulları bile -gizleme, saklama ihtiyacı duymadan- ortadan kaldırmaktadır.
Örneğin yargı gücünü tekelinde bulunduran adalet bakanı, 2028’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tekrar seçmek için seçim düzenleneceğini söyleyebilmektedir.
Öte yandan onlarca il ve ilçede milyonlarca yurttaşın iradesi yok sayılarak belediyeler kayyumlarla yönetilmektedir. Butlan kararıyla bir zamanlar ana muhalefet konumundaki CHP’nin yönetimine el konulmuştur. Muhalif birçok siyasetçi tutsaktır. Öte yandan televizyonlar ve internet üzerinden yayın yapan haber kanalları kapatılmakta, gazeteciler tutuklanmaktadır.
Akademik özerklik tamamen ortadan kaldırılmış, üniversiteler saray rejiminin kışlaları haline getirilmiştir. İktidarın arka bahçesi olmayı kabul etmeyen siyasi yapılar, sendikalar, meslek odaları, barolar vb. baskı altında faaliyetlerini yürütmeye çalışmaktadır.
Bu koşullarda halen seçimi çözüm yolu olarak işaret etmenin AKP/saray rejimini desteklemekten başka bir anlamı yoktur! Muhalefet eğer, halkın içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal yıkıma karşı çözüm olmak istiyorsa bu yıkıma neden olan sistemin araçlarından medet ummak yerine alternatif politikalar ortaya koymalı ve toplumsal mücadelenin güçlenmesi için çaba harcamalıdır!