Mevcut tabloyu sadece TL’nin değer kaybetmesine bağlamak doğru değil. Futbol artık inşaat gibi, tekstil gibi, madencilik gibi bir sektör. Fakat tümüyle çürümüş, yolsuzluğa bulanmış bir sektör. Bunca çürümenin ortasında transfer yolsuzluklarından tırtıklanan milyonlar, kulüp yöneticileri, menajerler, bürokratlar ve yasadışı bahis mafyası tarafından off shore hesaplarda pay ediliyor. Peki bu bilinmiyor mu? Siyasal iktidar ve spor medyası dahil hemen herkes bu tezgahı biliyor. Bu kapsamda konuştuğum isimler tezgahı tüm detaylarıyla anlatıyor ama demeç vermekten kaçınıyor. Nedeni ise korku… Çünkü kimse temiz değil. Spor medyası da bu kokuşmuşluğun içinde maç analizinden öteye geçen haberler yapamıyor.
Eylül ayında, 4 büyükler son 2 yılda daha da kötüleşen mali yapılarıyla, muhtemelen BDDK’nin kapısını yeniden çalacak, yeni bir “Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi” talep edecekler. Muhtemelen bu talepleri kabul edilecek. Fakat önceki 2 sözleşmede olduğu gibi, değişen bir şey olmayacak. Para uğruna, İnönü, Saraçoğlu, Ali Sami Yen Stadlarından vazgeçilmesini sineye çeken taraftar, böyle giderse takımlarının yakın zamanda bir petrol zengininin şirketine dönüşmesini izleyecek.