Osman Sert: 'Ört ki ölem' demekten başka ne kalıyor geriye?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bir yatırımcı bir fondan alım yaptığında sadece o fona değil lisansı veren kuruma, denetçiye, değerleme sistemine, mahkemelere ve düzenleyici otoriteye güvenmiş oluyor.

Bunları yerine getirmekle yükümlü olan ise kamu otoritesi. O koltuklarda herhangi bir şirketin, sadece zenginlerin ya da sadece fakirlerin, belli bir toplumsal kesimin değil herkesin verdiği yetki devri ile oturanların meşruiyetin kaynağına karşı sorumluluk hissetmesi gerekiyor. Eğer meşruiyetin kaynağı vatandaş değil de başka güç merkezleri haline geliyorsa o zaman hesap sorma makamı da değişiyor demek.

Fon piyasalarında kamu otoritesinin sorumluluğu fonları ya da şirketleri kazançlı hale getirmek değil. Ancak paylaştıkları bilgilerin ve faaliyetlerinin kanuna uygun, şeffaf ve doğru olmasını temin etmek. Bunu yapacak başkası yok. Yatırımcı da zarar ettiği için değil ama yanlış yönlendirildiği, denetlenmesi gereken şirketlerin herkesin göz önünde yanlış yapmalarına izin verildiği için mağdur.

Devletin en temel fonksiyonlarını yerine getirmediği, eksik kaldığı, yanlışların faturasının da adil dağıtılmadığının düşünüldüğü, siyasi hesap sorma mekanizması olan seçimlerin anlamının da sorgulanır hale geldiği bir dönemde “ört ki ölem” demekten başka ne kalıyor geriye?

Osman Sert’in yazısı