Basında tasfiye olacağını ilk kez, açık açık, hiç çekinmeden Zaman‘ın Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı yazmıştı. Şimdi devir değişti ama… Geçenlerde Mehmet Baransu‘nun yazdığına göre TMSF bir operasyonla Zaman‘a el koymayı düşünüyormuş. Bunu önlemek için Zaman sermaye yapısında değişikliğe gitti ve kendisini kurtardı. Düşünsenize, başkalarını tasfiye etmeye hazırlanan Ekrem Dumanlı az kaldı kendisi tasfiye edilecekti.
Aslında Ekrem Dumanlı‘nın kehaneti özünde doğru çıktı, sadece isimleri tutturamadı. Tasfiye hedefleneni değil, aksine hiç beklenmeyeni vurdu. Birkaç sene önce Aydın Doğan‘ın eline bir kağıt tutuşturulup susturulması istenen yazarları listelemişlerdi: Emin Çölaşan, Bekir Coşkun, Uğur Dündar gibi bu listedeki isimler Doğan Grubu‘ndan tasfiye edildi ama meslek hayatları bitmedi. Bitmediği gibi adeta yeniden doğdular.
Gerçek tasfiyenin okur nezdinde olduğu kanıtlandı. İlk gidenler de kendilerine “liberal” denen gazeteciler oldu. Hasan Cemal, Cengiz Çandar, Yasemin Çongar, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Ali Bayramoğlu ve benzerleri artık bitmiştir. Bugün “liberal” artık yetersiz bir kavram, o yüzden geçenlerde Soner Yalçın‘ın kullandığı bir kavramı ödünç alıyorum: Bu arkadaşlar artık düşüktür.
Düşükler, çünkü okura yalan söylediler: Yalan davaları incelemeden doğruymuş gibi sunup bunun savunuculuğunu yaptılar. Öteki tarafı dinlemediler, kötü gazetecilik yapıp eksik bilgiler üzerine iktidarın zulmüne meşruiyet kazandırdılar. Sırf şu beş-altı yıllık sicillerinden dolayı bile asla ve asla gazetecilik yaptırılmamalılar.
Şimdi takıntılı bir şekilde Erdoğan‘a saldırgan tavırda yazılar yazan Hasan Cemal onu pazarlayanların başında geliyordu. İktidarın otoriterleşmesinden yakınan Cengiz Çandar, ABD Büyükelçisi‘ne gazeteci tutuklamalarını savunuyordu. Bir de çok kolay kandırılıyorlar, çok kolay fikir değiştiriyorlar. Manipüle olmaları bu kadar basitse, demek ki bu mesleği yapmalarının önünde daha derin engelleri de var.