Hiç düşündünüz mü, romantizmin en önemli simgelerinden öpüşmeyi insanoğlu tarihte nasıl keşfetti? Yoksa genlerimizde mi var? Peki ya Fransız öpücüğü neyin nesidir?
İşte öpüşmeye dair merak edilebilecek her şey…
– 19. yüzyılda öpüşmeyi bilmeyen topluluklar vardı. Afrika’da mesela, insanlar öpüşmeye kalkan kişilerin kendini yiyeceğini sanıyordu. Finlandiya’daki bazı kabileler de öpüşmeyi ahlaksızlık olarak nitelendiriyordu.
– Bilinen ilk öpüşme benzeri davranış M.Ö. 1500’lü yıllarda Hindistan’daki Sanskritçe belgelerde görüldü. Eylemin adı öpüşme değil ‘ağızla koklamak’tı.
– Öpüşmenin mağara adamlarından gelmiş olacağına inananlar da çoğunlukta. Karanlıkta birbirini tanımak için yüzlerini koklamak zaman içinde öpüşmeye kadar gelmiş.
– Charles Darwin’e göre öpüşmek insan genlerinde bulunuyordu.
– Öpüşme sırasında kişiye kendini iyi hissettirecek hormanlar salgılanıyor. Neler mi? Endorfin, dopamin, serotonin, adrenalin ve oksitosin…
– Peki ya Fransız öpücüğü… Öpüşme nedeniyle kadına geçen tükürük testesteron hormonunu da içeriyor. Bu sayede, kadının cinsel isteği artıyor.
– Normal bir öpücük sadece iki kası çalıştırırken Fransız öpücüğü yüzdeki 34 farklı kası çalıştırıyor.
– Tutkulu bir öpüşmeyle dakikada 6.4 kalori yakıyoruz.
– Ortalama bir insan hayatı boyunca 15 gününü öpüşerek geçiriyor.