Ölüm adın kalleş olsun ya da Saffet Korkut üzerinden bir hafıza denemesi
Ö

C. Hakkı Zariç
C. Hakkı Zariç
Şair, yazar ve editör. 1999’dan bu yana yazıları ve kitapları yayımlanmaktadır. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye PEN Yazarlar Derneği üyesidir. Manos Kitap ve Yeni e dergisinde editörlük çalışmalarını sürdürmektedir.

C. HAKKI ZARİÇ

Enver Gökçe’nin 1 Ağustos 1946 tarihli Söz dergisinin 5’inci sayfasında ‘1909-1946’ başlıklı bir şiiri var. Şiirin son dizesini hepimiz biliyoruz: Ölüm adın kalleş olsun!

Bu son dize bir şiirde geçiyor olmakla beraber, neredeyse şairin imzası haline geldi. Laf arasında, cümle sonunda, bir sevdiğimizi yitirdiğimizde gelip dilimize dolandı; bazen sakinleşmek için bazen de öfkeyle tekrarladık: Ölüm adın kalleş olsun!

Şiiri, hemen başlığın altında ‘(Saffet Korkut için)’ diye ithaf etmiş şair.

Saffet Korkut.

Saffet Korkut, 1934’te Oxford Üniversitesi’nden mezun olan Türkiyeli ilk kadındır. Çapa Kız Muallim Mektebi’nden mezun olduktan sonra yükseköğrenimini tamamlayarak Türkiye’ye döndü; Gazi Terbiye Enstitüsü’nde görevlendirildi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi bünyesindeki İngiliz Dili ve Edebiyatı Enstitüsü’nün kuruluşunda yer aldı.

Kadın hareketinin uzun süredir adını anmadığı Saffet hoca, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde Anadolu’nun ücra köylerinden gelen çocuklara İngilizce öğretmiş, ayrıca Tercüme Bürosu’nun kuruluşunda da görev üstlenerek birçok eserin dilimize kazandırılmasında daima ön saflarda yer almıştır.

Bir Saffet Hoca vardı dost bağında
Hürriyet yoktu sağlığında
Gün geldi gitti incecikken
Yiğitken, güzelken, gencecikken.[1]

Çok da uzun zaman geçmemiş üstünden, Enver Gökçe’nin şiirlerini yayına hazırlamıştım. Kütüphanelerde geçirdiğim zaman bir yana Mehmet Ergün’den de yardım aldığımı ve çalıştığımı anımsıyorum. Şiirde adı geçen ‘Saffet Hoca’ üzerine bir araştırma yapıp sonuca ulaşmam zor olmadı, zaten şiirin yayımlandığı Söz dergisinin ilgili sayısında birçok insan Saffet Korkut üzerine yazı yazmıştı.

Şiire bir dipnot koymam gerektiği konusunda bugün bile ikna değilim. Enver Gökçe üzerine ne zaman yazı yazsam, bazen ‘cahilliğim‘den, bazen ‘iş bilmezliğim‘den başımdan büyük işlere kalkıştığımı iddia eden insanlar oldu. Olur tabii, her yazının ve her kitabın eksiği-yanlışı olduğu gerçeğini kabul ediyorum.

Şimdi ne kadar dost varsa arkasında
Hasatçı, öğrenci, öğretmen
Ne kadar gül varsa toprağımızda:
Daldırma gül, ak gül, gonca gül;
Ne kadar sevgili varsa arkasında:
Tiyatro, iş, kitap, şiir, marş
Yanar yanar ağırlaşır cümlesi
Çoban ateşi hatırasında.

Enver Gökçe. Fotoğraf: Çerkes Karadağ

Sonundan başladığımız şiire böyle devam ediyor Enver Gökçe. Bir kalp ağrısıyla olanı yansıtmanın ve bu acıyı kendinden çıkarıp ortak kılmanın dizeleriyle örüyor şiirini. Zaten yazdıklarından anladığımız kadarıyla genç yaşta hayata veda etmek zorunda kalan, ‘1909-1946‘ döneminde birbirinden kıymetli ve kolektif işlere imza atan bir Saffet Korkut görüyoruz. Şiirin gücü ve sezginin tılsımıyla adı geçen kişiyle yakınlaşıyor, onu ve yaptığı işleri anlamaya çalışıyor, adı kalleş olan ölüm karşısında çaresizlikle kıvranıp duruyoruz.

Söz dergisinde Saffet Korkut

Duvara yazılmış bir slogandan alınmış gibi Söz dergisinin logosu, fırça izleri belli oluyor sözcüklerin başlangıcı ve bitişinde; ‘Fikir, Sanat ve Tenkit Dergisi’ diye tanımlıyor kendini. Logodaki ‘Z’ harfinin bittiği yerde hemen bir çerçeve açan dergi, Saffet Korkut’un fotoğrafını yayımlayarak şöyle diyor:

Ankara Üniversitesi çok kıymetli bir profesörünü, Türk milleti aydınlık ve uyanık kafalı bir evladını kaybetti. Profesör Saffet Korkut vefat etti. (…) Örnek bir insan olan Saffet Korkut’un kaybından dolayı, SÖZ, hepimize baş sağlığı diler.”[2]

Derginin içeriğine dair bir şey yazmak lafı çok uzatacak ama yine kapakta Nûrettin Eşfak rubaisini okuyoruz. Nûrettin Eşfak, Nâzım Hikmet’in mahlaslarından biri olarak biliniyor. Hemen ikinci sayfada Muzaffer Tayyip Uslu’nun öldüğü haberini de okuyoruz, hazin ve kan dolu bir öksürük gibi ağır. N. İlhan Berk de bir yazısıyla ‘Fransız Mukavemet Şairleri‘ üzerine bir yazı yazmış. Paul Éluard’ın ‘Silah Başına‘ başlıklı şiiri yer alıyor yazının ortasında.

Derginin 4’üncü sayfasında Prof. Saffet Korkut üst başlığıyla yazılar başlıyor. Dergi olarak Söz başlıyor Korkut’u anmaya; “Gazi Terbiye Enstitüsündeki çalışmaları ile nazarı dikkati üzerine çekmiş, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi kurulurken, İngiliz Dil ve Edebiyat Enstitüsünün tesisi kendisine verilmişti. Tek başına geceli gündüzlü çalışarak Oxford ve Cambridge üniversitesi programlarını örnek alarak kurmaya muvaffak oldu.”

P. Nail Boratav’ın aynı sayfadaki yazısından, ‘İngiliz Orta-Çağ destan, hikâye ve ballad üzerine’ çalıştığını öğreniyoruz Saffet hocanın.

Behice Boran ve Mehmed Kemal’in yazıları takip ediyor; ikisi de Saffet hocanın çalışkanlığı, adanmışlığı ve yaratıcılığından dostlukla bahsediyor.

5’inci sayfada olduğunu yazmıştık Enver Gökçe şiirinin. İlhan Baçgöz (bir harf hatasıyla İlhan Başgöz olabilir) ve Bekir Semerci’nin yazılarıyla Saffet Korkut hakkında, yaşamı ve çalışma azmine dair farklı ayrıntılar öğreniyoruz. Buraya alıntılar yapmak isterim ama derginin linkinden zaten herkes bu bilgilere ulaşabilir.[3]

Ayrıca Yurt ve Dünya[4] dergisinde birbirinden kıymetli araştırmalar kaleme alan Saffet Korkut 5 Ağustos 1946’da hayata veda etiğinde ardında birçok çeviri ve telif eser bıraktı. Sarmal Çevrim Mayıs Haziran 2021 tarihli baskısında Saffet hocayı kapağına taşıdı.

Üniversitelerde adı amfilere verilebilir, yayınevleri kitaplarını ve çevirilerini yeniden yayımlamak üzere bir başlık açabilir, cevval bir editör kitaplarına girmeyen yazılarını toplayarak kitap yapabilir. Kadın hareketi ya da çeviri örgütleri Saffet Korkut üzerine sempozyumlar düzenleyebilir, yürüyüşlerde onun adına pankart taşıyabilir belki de…

Anımsamak ile unutmak arasındaki o ince çizgide geriye dönüp bir defa daha tekrarlayalım: Ölüm adın kalleş olsun!

Hamiş 1: Söz ve Yurt ve Dünya dergilerinin sayılarına Türkiye Sosyal Araştırmalar Vakfı’nın (TÜSTAV), Feridun Gürsöz Süreli Yayınlar Arşivi’den eriştim. Dijital bu arşiv için bağışçılara, çalışanlara ve emeği geçenlere teşekkür ederim.

Hamiş 2: Sevgili arkadaşım Çerkes Karadağ, Enver Gökçe’yi Seyranbağları Huzurevi’nde ziyaret ettiğinde çektiği fotoğraflardan gönderdi. Paylaşma nezaketi için kendisine teşekkür ederim.


[1] Enver Gökçe, Panzerler Üstümüze Kalkar/ Bütün Şiirleri, Manos Kitap, 1. Basım Eylül 2021, sf 73

[2] Söz, Sayı 5-6, 1 Ağustos 1946

[3] https://tustav.org/yayinlar/sureli_yayinlar/soz/Soz_5-6.pdf

[4] R. Miller imzalı James Joyce’un ‘Ulysses’i yazısını Saffet Korkut çevirmiş, Yurt ve Dünya Dergisi bu çeviriyi İlkteşrin 1941’de 10. sayısının 224-234.  sayfalarında yayımlamıştır.