Denetimsizlik, usulsüzlük, yolsuzluk örnekleri çok sayıda. Büyük kısmı da henüz ortaya dökülmemiş durumda. Bu, AKP’nin temsil ettiğini iddia ettiği “değerlerin” çöküşü anlamında. Ama henüz dip noktasında değiliz. Yolsuzlukların nerede duracağı da belirsiz.
Muhalif partiler belediyelerine yönelik ve bir bölümü dayanaksız çıkan suçlamaların aksine merkezi yönetim üzerinden çalışan imar-ihale-özelleştirme yolsuzlukları o iddiaların yüzlerce katına çıkma potansiyeli taşıyor.
Önceki yazımda da belirtmiştim, AKP’nin 2011 seçimlerinden sonra istisnasız tüm devlet kurumlarını ele geçirme hamleleri, ardından “Allah’ın lütfu” olan 2016 darbe girişiminin önünü açtığı 2017 Anayasası ile girilen Başkancı rejim yoluyla, iyi-kötü çalışan tüm denge-fren-denetim düzenekleri havaya uçurulmuş ve sonuçta zıvanasından çıkmış bir siyasal rejime ulaşılmış bulunulmakta.
CB’nin atama yetkisinde bulunan ve biat ilişkilerini pekiştirmek yanında rant aktarma düzeneğinin de parçası olan binlerce ballı maaşlı üst kademe yönetici kadrosuna erişebilme yarışı sürüyor; ama bir atamayla talepler bitmiyor, atananlar bir de çoklu maaş yani çoklu atama peşine düşüyor. Bazıları da ballı gelirlerini çoğaltmak için vatandaşı dolandıran fonlara teveccüh ediyor! Ama asıl büyük kaynaklar elbette talancı finansal sermaye üzerinden akıyor.
Şimdi de yüz binlerce fon yatırımcısından küçük bir azınlığa büyük servet transferlerinin yapıldığı tarihi bir fon dolandırıcılığının üzeri nasıl örtülür, nasıl üzerine gidiliyormuş gibi yapılıp aslında “oldu-bittiye” getirilir, sorumlu siyasiler ve bürokratlar nasıl dokunulmaz kılınır hesapları yapılmakta.