Yeni başbakanımızın dostları onun filozof yanını öne çıkarıyor. Peki Erdoğan’dan paralel mücadeleyi miras alan Davutoğlu yurtdışındaki Türk okullarını filozof sıfatıyla mı kapatacak? Çocuklarınızı falanca okul ve dershanelerden alın çağrılarını, banka çökertmeleri, suçu mahkemece kesinleşmiş insanlar yerine tüm bir camiayı hedef almaları filozof yönüyle nasıl bağdaştıracak? Batı’nın ve Doğu’nun tüm kadim kültürlerini özümsemiş bir filozof, Türkiye’deki farklı din algılarını tek tipleştirmeye tabi tutar, fişlenmedik insan bırakmaz, yolsuzlukları “bize darbe yaptılar” diye açıklarsa kendisinden artık filozof diye söz edilebilir mi?
ABD Ulusal Güvenlik Ajansı NSA ile Alman Federal İstihbarat Teşkilatı BND’nin Türkiye dinlemelerinin ortaya çıkmasıyla düştüğümüz acziyeti nasıl izah eder bir filozof? Her ülkenin diğerini dinlediği zaten sır değilken, kör parmağım gözüne bunların ifşasındaki meydan okumanın altından nasıl kalkar? Henüz mahkemece kanıtlanmadığı halde illegal dinleme suçlamasıyla bazı insanlara yargısız infaz yapılmasını nasıl kabullenir?
… Filozofla politikacının dokuları tutmaz. İnsanlık tarihinde bunun istisnası görülmemiştir. Biraz ondan, biraz bundan ortaya karışık sofralar kurulduğunda kaybeden daima filozof olmuştur. Davutoğlu, düşünen değil yapan adam olmayı seçtiği andan itibaren zaten bu sarmala girmişti. Bu saatten sonra felsefe, eylemlerinin sosu olabilir ancak ki bunun epistemolojik değerini sadece Allah bilir.