Dön dolaş aynı yere geliyoruz; geçen yılın aralık ayında yine Lozan, “Musul’da Misak-ı Milli çerçevesinde yenilmiş hakkımız”, Musul operasyonu ve Başika kampını tartışıyorduk. O tarihlerde, Türkiye’nin Başika kampına asker sevkıyatına yine Irak hükümeti karşı çıkmış, BM’ye başvurmuş, diğer taraftan Barzani Türkiye’ye arka çıkmış, içerde coşup “Musul’u geri alalım” diyenler olmuş idi.
Sonuçta, Türkiye Başika kampından askeri başka bölgeye çekip buna da “yeni bir düzenleme” deyip bozuntuya vermemeye çalışmıştı.
Türkiye, Musul ve Musul operasyonunda daha fazla söz sahibi olmak arzusunu, istediği kadar “tarihi gerekçeler”e dayandırmaya çalışsın, kimsenin bu gerekçelere aldırdığı yok. Malum, dış siyaset dengeleri tarihi tezler üzerinden değil, güç, kuvvet dengeleri üzerinden kuruluyor.
Son bir yılda, bu dengeler Türkiye lehine gelişmiş olsa, tarihi gerekçelere kulak asan olabildi ama gelişmeler bu istikamette olmadı. Barzani için de benzer şeyler söylenebilir, memurlarının maaşını bile vermekte zorlanan Barzani’nin Bağdat’a kafa tutacak hali yok. Türkiye ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nin ittifakının toplam gücü de bölgesel/ uluslararası dengeleri değiştirecek yekûnu tutmuyor. Peki bu nasıl bir hesap, akıl erdirmek güç.