IŞİD artık evrensel bir terör örgütü. Cihatçılar farklı memleketlerden gelip örgüte katılıyor; terör ihraç etme kapasiteleri de var. Ayrıca, Suriye’nin %30’unu, Irak’ın %35’ini kontrol ettikleri için, bir devlet görünümünde ve maalesef bizim komşumuz. IŞİD’i tek başına biz yaratmadık ama Suriye politikamız ona saha açtı; cihat için bölgeye gelenler denetimsiz bir şekilde sınırlarımızdan geçti. Gaziantep’te IŞİD’in bir eğitim kampının, İstanbul Fatih’te cihatçı temin etme bürosunun bulunduğu haberleri yayınlandı. Bazı militanların Urfa’da tedavi gördüğü de ortaya çıktı. Galiba ‘Sünni’dir, bize bir şey yapmaz’ diye biraz hoşgörüyle baktık gelişmelere. Aksi takdirde, Musul Konsoloshanesi’nden rehin alınan 49 kişiyi nasıl açıklayacağız? Türk dış politikası o konuda tam bir gaflet yaşadı. Ya gelen tehlikeyi fark etmedi ya da Sünni kardeşliğine kapıldı.
Belki monşerler dış politikanın başında olsaydı, daha dengeli davranırlardı. Düşmanlarla çevrili bir Türkiye yaratmazlar, Suriye göçmenlerini denetlemek suretiyle, sınır vilayetlerimizi Peşaver’e dönüştürmezlerdi ama Tayyip Erdoğan, bu dış politikayı başarılı görüyor olacak ki, Dışişleri Bakanı’nı Başbakan yaptı. Başka bir ülkede olsak, rehine krizi dolayısıyla bakanın istifa etmesi beklenebilirdi ama Türkiye’de yaşadığımız için, terfi ederek Ahmet Davutoğlu Başbakanlık koltuğuna oturdu.