… Aslında yeni bir şey değil, Erdoğan’ın siyaset tarzı bu. Zıtlıkları öne çıkararak tabanını kemikleştirmenin üstadı olan Erdoğan, bu seçimde de kendi ürettiği bir zıtlığı kullanıyor. Diyor ki, “Yeni Türkiye”nin öyle yargı ve yasamanın yürütmenin elini kolunu bağladığı Parlamenter sisteme değil, gücün tek elde, Başkanın elinde toplandığı ve sandıktan sandığa seçmen tarafından kontrol edileceği güçlü liderliğe ihtiyacı var.
Evet bu popülist siyasetin zirvesi ama Erdoğan da zaten Erdoğan’ın seçmen kitlesi de onun bu “Vurdu mu oturtan” tavrını seviyor, bir gün kendilerine de sıra gelebileceğini hiç akla getirmeden. Muhalefet adayları eğer bu gidişi tersine çevirecek etkili bir yöntemi bir an önce geliştiremezlerse, Erdoğan bir ay kadar sonra Türkiye’nin tek güçlü adamı olarak Çankaya’ya çıkacak gibi duruyor.
Üstelik etrafı ABD, AB ve NATO’daki karar vericilerin etrafı ateşe dönmüş bir Türkiye’deki demokrasinin niteliğini sorgulayacak lükslerinin bulunmayacağı şartlarda. Daha nasıl anlatmak lazım acaba?