Cumhurbaşkanı seçimi kampanyasında Türkiye için “demokratik bir gelecek” çerçevesi çizen sözleri yalnız Selahattin Demirtaş söyledi. En az oyu alan olmasına rağmen, bu söylemiyle partisine de çok şey kazandırdı. “Demokratik bir gelecek” sinyali veren tutum, klasik “Atatürkçü” bir monizm değil, Demirtaş’ın söyleminde gördüğümüz türden bir çoğulculuktur. Ama şimdi CHP’den yükselen muhalefet sözlerinde bundan bir eser yok.
CHP, Türkiye’nin tek-parti geleneğinin ruhuna her zaman sadık bir parti olarak, içinde farklı kanatlar barındırır. Bu seçim deneyiminden sonra, “yenilikçi” denen kanadın bayrak açması ve “Demirtaş’ın söylemiyle kampanya yapacak bir aday yerine niçin İhsanoğlu gibi muhafazakâr birini seçtiniz” diye hesap sorması beklenirdi. Ama öyle olmadı ve parti gene Atatürkçülük yarışında.
Bu da, zaten, Türkiye’nin bir numaralı sorunu: iktidar şöyle, böyle orası tamam –alternatifi ne?