‘Cumhurbaşkanı’na hakaret’ suçlaması, tutuklamalar ve açılan davalar, sadece bu suçlamanın ifade özgürlüğüne karşı bir sopa gibi kafalara inmesine, böylece diktanın taşıyıcı sütunlarından birinin yükselmesine yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda hukuk düzeninin paramparça olan omurgasının röntgenini de veriyor.
Ne kadar eğip-bükseniz de, mızrak çuvala sığmıyor, hukuk düzeni baştan aşağıya yerle yeksan oluyor.
…Cumhurbaşkanı muarızlarına “alçak”, “hain”, “çirkef”, “ahlâksız” gibi bir sürü hakareti, araya virgül koymadan sıralayacak ve bütün ülke 299’a göre, Adalet Bakanı’nın izniyle açılan ‘cumhurbaşkanına hakaret’ davaları ile ifade ve basın özgürlüğünün sert bir parantezin içine iki büklüm yerleştirilmesini izleyecek.
Sadece tek bir ceza kanunu maddesinin yanlış uygulanmasının yol açtığı bütün hukuk sistemini ve yargı düzenini felç eden bir tablo ile karşı karşıyayız. Yargıçlar pirincin taşını ayıklamak yerine, pirinçleri sağ salim kurtarmak için akla karayı seçecekler.