Erdoğan bir otokrasi kurmaya girişti, başaramadı; ancak çabalarının Davutoğlu’na intikal eden kapsamlı bir mirası var. Otokrasi eğilimi, otomatik olarak devletin toplum ve ekonomideki ağırlığını artırır. Ekonomide kamu payının artması, toplumsal alana devletin daha fazla burnunu sokması otokrasinin eline yeni müdahale alanları ve araçları vermek içindir.
Mesela yürütülen imam hatip projesi toplumun din eğitimi ihtiyacını değil, devletin sosyal iktidar alanını genişletiyor. Devletleştirilmiş dindarlık topluma değil, devlet üzerinde tekel oluşturmaya çalışan otokrasiye hizmet ediyor. Otokrasi için siyasetin bulaştığı her alan aynı zamanda kontrol alanıdır. Diktatörlüklerin özel hayata müdahale eden kapsayıcılığı-totaliter ideolojileri, iktidar tekeli oluşturmak içindir.
Soruyu şimdilik sade bir şekilde soralım. Devlet ekonomide ve toplumda genişleyecek mi, yoksa küçülecek mi? Demokrasinin yaşam alanı zenginleşecek mi? Davutoğlu dönemini, sadece bu sorulara vereceğiniz cevaplar farklı kılacak. Yumuşama da bu cevaplarla başlayacak.