Mümtaz'er Türköne: 'Dönemin başbakanı'nı başımızın üzerinde tutabilmemiz için 'paralel devlet' şart

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

“Dönemin başbakanı” ibaresi, Havuz Medyası’nın dünkü manşetlerinde “darbe kanıtı” olarak yer alıyor. “Ekselanslarının Hükümeti” gibi, doğrudan Başbakan’ın şahsına bağlı bir devlet kurgusuna sahip olanlar için elbette “darbe” gibi bir ibare bu. Aradaki açık çok büyük. “Majestelerinin Hükümeti” ile “dönemin başbakanı” arasındaki açığa yerleştireceğiniz bütün ayrıntılar, içinden geçmekte olduğumuz tuhaf “ara dönem”in somut işaretlerini barındırıyor. Olan-bitenleri anlamak için sağlam işaretler.

Bu kadar sarsılmaz görünmesi aslında çürüklüğünden. Her şey bıçak sırtında ve her an tersine dönebilir. Bu kadar gürültü, bu kadar “belgesiz” iddia bu yüzden. Maksat yargılama yapmak değil ki, muslukçuluk. Muslukçu, camilerin şadırvanında abdest almak maksadıyla askıya asılan ceketlerin ceplerindeki cüzdanlara musallat olanlara deniyor. Muslukçular karşısında tek zaafınız inancınız. İhlasla abdestinizi alıyorsunuz, kalkıp ceketi giyiyorsunuz; bir bakmışsınız hafifletmiş. Size günlerce kafanızı sağa sola sallayıp “tövbe tövbe…” demekten başka çare kalmıyor.

“Dönemin başbakanı”nı, ekselansları olarak başımızın üzerinde tutabilmemiz için “paralel devlet” şart. Yoksa? Şayet yoksa, hepimizin başı belâda; çünkü var olmadığını ispatlamak zorundayız. Var olan bir şeyin yok olduğunu ispatlamak için felsefede türlü yöntem vardır; ama olmayan bir şeyin var olmadığını ispatlamak için bir yöntemi henüz kimse geliştirememiştir. Ülkemizi ahtapot gibi sarmış, bütün devlet kurumlarına nüfûz etmiş, bütün tersanelerini işgal etmiş bir “paralel devlet hayaleti” dolaşıyor ortalıkta. Buyurun, aklınız yetiyorsa olmadığını ispatlayın? Bir hayaletin var olmadığını ispatlamak için kaç ruh çağırma seansı gerekir? Ya bir daha çağırdığımızda gelirse? Üstelik ekselansları için “dönemin başbakanı” demeye cesaret eden savcılar dururken.

“Paralel devlet”in mevcut olmadığını ispatlayamayız. Fiilden faile gitmeyi deneyin. “Paralel devlet” sadece Başbakan’ın lâflarında hayat bulduğuna ve lâfla yürüyen peynir gemilerini her gün Partizan Medya’dan izlediğinize göre yine de Arınç’ın vurguladığı üzere namusu olandan “belge” isteme hakkınız var. Ama mesele belge bulup yargılama yapmak değil ki; düpedüz muslukçuluk. Yani belge beklemek yerine ceketinize sahip çıkmaya çalışın. Nasıl olsa hiçbir “dönem” baki değil.

Mümtaz’er Türköne’nin yazısı