Başbakan Ahmet Davutoğlu koalisyon görüşmeleri sırasında mesai harcadığı Kılıçdaroğlu’nun seviyesine inmek istemiyor olabilir. Davutoğlu belki de “bulaşmayayım da siyasi kutuplaşma olmasın” diye düşünüyordur. Bilemiyorum. Emin olduğum tek şey ana muhalefet liderinin siyaset ahlakı ve pratikleriyle izah edilemeyecek bu bel altı tarzının toplumsal kutuplaşmayı körüklediği.
Öyle ya siz AK Parti’yi değil, Türkiye’yi temsil eden bir makama saldırırsanız, halk da bu terbiyesizlik karşısında bir tepki bekliyor.
Kalkıp kendisi ve ailesi hakkında hakaretler duyan Cumhurbaşkanı bizzat cevap verse ki sonuna kadar hakkıdır, başlıyor bir tarafsızlık tartışması.
Bu durumda görev kime düşüyor? Elbette ki Davutoğlu’na. Zira tarafsızlık Cumhurbaşkanı’nı bağlıyor, AK Parti’nin ve Davutoğlu’nun böyle bir yükümlülükleri yok. Ama ne gariptir ki son dönemde bir kısım medyanın telkinleriyle sanki anayasada AK Parti’nin Cumhurbaşkanı’na karşı tarafsız olmasını gerektiren bir madde varmış havası oluşturuldu.