Mehveş Evin: Tarihi Yarımada'ya sahip çıkmamız şart

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Hey gidi İstanbul… Acaba daha fazla zulme katlanacak halin kaldı mı? Sarıyer’den Zeytinburnu’na, Kartal’dan Beykoz’a, her köşeden sinsice fışkıran gökdelenlere… Mega projelere, yeni imar planlarına, köprülere… Sağlığın, eşsiz güzelliğin ve geçmişin daha ne kadar dayanacak?

Kanunun, kuralın, estetiğin esamisi okunmadığı için aklına esen, parayı basan, iktidara gelen, İstanbul’dan hoyratça yararlanmak, şekillendirmek istiyor. Ezelden beri bu böyle: Adnan Menderes, Vatan Caddesi için türbeler ve camiler dahil, nice tarihi eseri yıktırmıştı.

“Deniz doldurup yol yapma”nın şahı, İstanbul’un en çirkin yapısı Gökkafes’e izin veren, Tarlabaşı’nı yıkan, Bedrettin Dalan’dı.  Ancak İstanbul, en hızlı değişimini şimdi, R. Tayyip Erdoğan döneminde yaşıyor. Mesela tarihi yarımada… “Kentsel dönüşüm” uygulamaları zaten tartışmalı olan, dünya mirası yarımadanın “yeni” imar planı Kasım 2013’te onaylandı.

Bazıları, İstanbul’un kronik derdi trafiğe çözüm olacak ne varsa Boğaz’ı komple betonla kaplamak dahil!- kabul etmeye hazır.
Oysa bu projelerin pek çoğu, trafiğe asıl çözümü getirecek toplu taşımanın pratik ve yaygın hale getirilmesinden ziyade, özel araç trafiğinin artmasına neden olacak. Yayalar yine yaya kalacak! Kaldı ki “herhangi” bir kara parçasından değil, tarihi yarımadadan söz ediyoruz! Şehrin ender parklarına sahip Yenikapı sahili, zaten miting alanı doldurması yüzünden koskoca bir beton yığınına kavuştu. Şimdi, Kennedy Caddesi boyunca uzanan parklar da nasibini alacak…

En büyük becerisi ve para kazanma yolu “imar yolsuzluğu” olan bir ülkede, tarihi yarımadaya sahip çıkmamız şart. Değişime değil; şehrin karakterine uymayan, bozan, zarar veren değişime karşıyız… Son nefesimize dek.

Mehveş Evin’in yazısı