Türkiye Cumhuriyeti’nin “en büyük ve en kanlı terör saldırısı” yarın birinci yılını dolduracak olan Reyhanlı katliamı… İki bombalı aracın ilçe merkezinde patlatılmasıyla 53 vatandaşın hayatını kaybettiği, yüzlercesinin ağır yaralandığı bu elim saldırı hâlâ açıklığa kavuşmadı.
Türkiye basınında akıl almaz biçimde ihmal edilen Reyhanlı saldırısına dair neredeyse hiçbir şey bilmiyoruz. Sokakta taş atan çocuğu, gazdan kaçıp camiye sığınanları, ilkyardım yapan doktorları bile linç etmeye kalkanlar, Cumhuriyet tarihinin“en kanlı saldırı”sının faillerini gerçekten bulmak istiyor mu, emin değilim…
* Milliyet’e hazırladığımız yazı dizisinde Reyhanlı’da sınırdan militanların, kaçakçıların elini kolunu sallayarak geçtiğini, pek çok başka gazeteci gibi, belgeledik.
* Sokaklarında Türkçe konuşan insana zor rastladığım Reyhanlı, yaralı militanlar için açılan, Suriyeli savaşçıların ve Türkiyeli “hayırseverlerin” işlettiği özel sağlık birimleri, kampları ve eğitimleriyle artık Türkiye’den kopmuş vaziyette…
* Aradan 4 ay geçti. Bunların izni, denetimi, kimin nesi olduğu hakkında hükümetten tek bir açıklama gelmedi. Anlayacağınız, doktor muayenehanelerinin metrekaresi için bile kılı kırk yaran devlet, İslamcı militanlara protez bacak üreten evden bozma “klinik”lere ses etmiyor…
* Reyhanlı’nın “İslamcı çetelerin askeri üssü” haline geldiğine dair haberler artıyor. Yakalanan Cezayirli cihatçı Muhammed Beşir, Avrupa ve İslam ülkelerinden Suriye ve Rojava’ya geçmek için örgütlendirilen kişilerin geçişi için Reyhanlı’da askerlik şubesi gibi çalışan kişiler ve işyerlerinin olduğunu iddia etti.