Türkiye’de insan yaşamına biçilen değer, mesleği, sınıfı, oy verdiği parti, mezhebi, cinsiyeti hatta yaşam biçimine göre değişiyor.
İşçiysen mesela, öldürülmek fıtratında var.
Kocandan boşanıp yeni bir hayat kurmaya mı çalışıyorsun? Parçalarına ayrılman müstehak!
Sokak protestosuna katılmaya mı kalktın? Beynine kurşunu yer, üzerine katilini “tahrik etmekle” suçlanırsın.
Baraj gölünde ailenle piknik mi yapıyorsun? Bre zavallı, suların altında kalmayı hak ettin… O kapakları açanlarda hiçbir kusur yok.
Yoksa “vatani görev”ini yaparken cephanelik patlamasıyla, ya da üstlerinin öldüresiye dayağıyla mı can verdin? Ölen şehit, sorumlusu yiğit…
Mecidiyeköy’deki Torunlar inşaatında bozuk asansörle yere çakılan 10 işçinin ölümü de farklı değerlendirilmeyecek. Şimdiden patronaj, ölen işçileri suçlu çıkarma derdinde.
N’olcak, birkaç aya “kaza” unutulacak ve daha inşaat bitmeden kim bilir kaç milyon dolara sattığın daireler kapışılmaya devam edecek.
Geride kalanlar sorgulamayacak, haber yapmayacak, patronu kollayacak, koltuğunu sağlamlaştıracak…