Oysa Spiegel, geçen yıl Gezi, bu yıl Soma ve Cumhurbaşkanlığı seçimine yer verdiği haberleriyle Erdoğan’ın meşhur öfkesinin hedefi olmuştu. Dergi, Soma faciası haberinde bir işçinin sözlerini (Cehenneme git) başlığa çekince AK partililerin gazabına uğradı… Hatta Başbakan yerel seçim öncesindeki Köln mitinginde, dergiyi “hakaret etmekle” suçladı ve “Şahsımı cehenneme gönderenlerin, cehennemin yolunu bilmediğini” belirtmeyi unutmadı. Böylelikle dergi çalışanlarının dini, inancı bile sorgulanmış oldu.
Soma haberi üzerine Spiegel’in Türkiye temsilcisi Hasnain Kazım ölüm tehditleri aldı. Bir dönem Pakistan’da çalışan Kazım, “Taliban’dan bile bu kadar tehdit almadım” dedi ve görevden çekildi.
Ağustostaki “Erdoğan devleti” kapağıysa Sabah gibi AKP yayınlarında “Yine çirkin bir oyunun peşindeler” ve “Seçim sürecini etkilemek istiyorlar” gibi ifadelerle suçlandı.
Hem kendi devletlerinin hem ABD’nin casusluk skandalını yayımlayan Spiegel’in karşısında şimdi aynı yayınlar suskun. Bu defa Türkiye ve Erdoğan “mazlum” konumunda olduğu için, “Herkes Türkiye’yi merak ediyor” şeklindeki muhteşem yaratıcı başlıklarla dinleme olayını haberleştirdiler. Okurlarının yaş ortalamasını 8 falan varsayıyor olmalılar.
… Spiegel’i dün komplo teorileriyle suçlayanlar, belki bu olaydan biraz olsun ders alır… O ders şudur: Gazetecilik, bir kuruma, hükümete ya da kişiye yağ çekme işi değildir. Eleştirmek, sorgulamak, haberleştirmek, kanıt bulmak ve doğrulatmak, gazeteciliğin gereğidir.