Mehmet Yaşin: Somon balığı artık 'milli' balığımız

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

warning
Okura not:

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Malumunuz somon balığı artık “milli” balığımız oldu. Hamsi hariç neredeyse bütün balıkların pabucunu dama attı. Balıkçı tezgahlarının pembe renkli süsü haline geldi. Hekimlerin, “sağlıklı bir yaşam için haftada en az iki gün somon yiyin” demekten dilleri şişti. Diyetisyenler, reçetelerini somonsuz yazamaz oldular. Ev kadınlarımız, somon pişirmenin üstadı olup çıktı. Erkeklerimiz, “somon olmayan masalarda rakı içmeyiz” diye afra tafra yapmaya başladılar.

İşte tüm bu nedenler yüzünden ben de Gravlax konusuna el attım. Somon tüketen toplumumuza bir lezzet katkısı yapmak istedim.

Gravlax tarifine geçmeden önce, Norveçli bir şefin öğütlerini aktarmak istiyorum: “Somonun derisini sıyırmayın. Çünkü kızarırken balığa tat verir. Tavaya önce derili kısmı koyun. Deri iyice kızarınca, ateşin altını iyice kısın ve balığı çevirip birkaç dakika daha kızartın. Ayrıca somonu sade suda asla haşlamayın. Suyun içine yarım limon suyu sıkın, 4-5 diş sarımsak atın, biraz da sek beyaz şarap eklerseniz, haşlama somonunuz çok lezzetli olur.” 

Mehmet Yaşin’in yazısı