Mehmet Y. Yılmaz: Erdoğan rakipsiz çünkü, rakiplerinin gündemi belirleme çabası yok

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Her sene 24 Nisan tarihi yaklaşırken ABD başkanlarının “ne diyeceği” önemli bir gündem maddesiydi. Bildiğimiz bir şey vardı: Bu topraklarda, yıka yıka bitiremediğimiz kadar çok, bunca kilisenin bir sahibi vardı ve artık yoklar! Bu “kayboluşun” hangi kelime ile tanımlanacağı elbette önemlidir, bunun önemsiz bir ayrıntı olduğunu kimse iddia edemez. Ama bundan daha önemli olanı “kayboluşun” varlığıdır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, benim alkışlayacağım bir siyasi cesaret örneği gösterdi ve önce bu kayboluşun varlığını bir insan olarak kabul etmemiz gerektiğini vurguladı. Bir siyasi cesaret örneği olmasının yanı sıra günümüz siyasetçilerinin neden Recep Tayyip Erdoğan kadar etkili olamadığının da bir örneğidir.

Başbakan’ın sözleri, iki büyük muhalefet partisi tarafından beklediğim gibi karşılandı. MHP lideri Devlet Bahçeli bunu “Ermeni soykırımını tanıma” olarak niteledi. Bunun için kendisiyle tutarlı bir çizgide. Net ve direkt. Bu mesajın toplumda ulaşacağı bir kitle var, o kitle böyle bir konuda bu tür bir siyasi tepki konmasını bekliyor. CHP’nin açıklaması ise “iki arada, bir derede” kalındığını gösteriyor.

Erdoğan rakipsiz çünkü, rakiplerinin gündemi belirleme, yeni bir söz söyleme, toplumun karşısına yeni bir bakış sunma çabası da yok, refleksi de yok.

Başbakan’ın, Ermenilerin acılarını paylaştığı ile ilgili açıklamasını okurken “Bakalım üç sene sonra ne diyecek” diye de düşünmedim değil. Çünkü Başbakan’ın bu tür konuları, kapsamlı bir siyasal programın parçası ve adımları olarak görmediğini biliyoruz.
Onun için siyaset yapmak demek, böyle bir şey. Bugün bu gerekiyorsa bunu söylerim, yarın başka bir şey.

Mehmet Y. Yılmaz’ın yazısı