Osmanlı’nın parlak yıllarını bir tarafa bırakırsak, millet olarak tarihin büyük bir bölümünde siyasi ve ideolojik kavgalar yüzünden dünyadaki yeni bilimsel gelişmeleri, hukuksal devrimleri çok geriden takip ettiğimizi, hatta çoğu zaman dünyanın bizden habersiz döndüğünü söyleyebiliriz.
Ve sonra Cumhuriyet’in kuruluşu… İlk başlarda genç Cumhuriyet bir umut yeşertmiş, ancak ‘ideolojik devlet’ oluşturma sevdası yüzünden bu kez de dünyadaki bilimsel ve demokratik gelişmeler ne yazık ki ıskalanmıştır.
Bugün hala dünya çapında iktisatçılarımız, bilim adamlarımız, hukukçularımız, müzisyenlerimiz, mimarlarımız, ressamlarımız, inovasyonda sıçrama yapacak bilişim uzmanlarımız maalesef yok. Dolayısıyla böylesine yoklar ülkesinde dünya ile yarışacak bir medeniyet inşa etmenin de imkanı yok.
Hasılı kelam, büyük Türkiye için büyük şairlere, büyük romancılara, ünlü matematikçilere, dahi müzisyenlere, büyük iktisadi zekalara ihtiyaç var. Ama bunun için de önce adam gibi bir eğitim sistemine ihtiyaç var…