Türkiye’nin son 14 yılına yön veren AK Parti iktidarı ‘değişim’i yeniden gündemimize soktu. Kentleşmeyi, dünyaya açılmayı, alt ve üst yapıdaki yenilenmeleri, ‘vesayetsiz demokrasi’ yolundaki adımlar izledi.
Saddam Irak’ındaki veya Esad Suriye’sindeki gibi bir ‘Baasçı askeri demokrasi’ modelinin bu ülkede uygulanması ihtimali devre dışı bırakıldı.
Bu sırada ne yazık ki muhalefet ve özellikle CHP yaşanan değişimi görmezden geldi. Seçim kazanıp tek başına iktidar olan bir partinin varlığını ‘sivil faşizmin ayak sesleri’ veya ‘sivil diktatörlük’ olarak sunmayı sürdürdüler.
Siyasi partilerin kendi alternatif proje ve programlarını üretip bunları kamuoyuna sunmak yerine, takıntılarının rüzgârında siyaset yaparak ve ‘değişim’i görmezden gelerek asla iktidar olamayacaklarını görmeleri gerekiyor.
Demokrasini doğal sonucu olarak AK Parti’nin de bir gün mutlaka ‘gidici’ olacağını söylerken buna karşı kimlerin ‘gelici’ olacaklarını söyleyemiyoruz. Bu açıdan Türk demokrasisindeki ‘muhalefet sorunu’ çözüm bekleyen en önemli meselelerdendir.