Markar Esayan: Türkiye'de azınlıklar solun haczi altında

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Ancak, gayrımüslimler, Aleviler, emekçiler ve LGBT gibi diğer grupların ‘temsiliyeti’ hala sol mahallenin haczi altında. Yani sol mahalle bu grupların James’i olmaktan bir türlü vazgeçmiyor. Üst yapı böyleyken, tabanda bu mahalle tarafından temsil edilen madun gruplar önlerinde ardına kadar açılan Türkiyelileşme, Yeni Türkiye’nin kurucu özneleri olma fırsatının değerini ne kadar anlamış haldeler, bunu haksızlık yapmadan tesbit edebilmek için elimizde yeterli araştırma yok.

… Ancak özellikle Gezi Krizi, Etyen Mahçupyan’ın tanımıyla bu grupların ‘sesi’ olma imkanını hasbelkader ele geçirmiş isimlerin, eğilimli oldukları sorumsuzlukta tavan yapmalarına neden oldu. Bu kişiler, gerçek düşüncelere, aslında bir düşünceye sahip olmadıkları için tek tek muhatap alınmayı hak etmiyorlar. Aslında, öznelik bağlamında gerçek kişi bile değiller. Zaten bir grup dürtüsüyle hareket ettikleri için de kişileri değil, patetik kolektivist karakteri tahlil etmek daha doğru.

İşte sendikalar, STK’lar, akademi, azınlık medyası, medya, insan hakları kuruluşları denen üst yapılar tamamen bu zihinsel darlığın kıskacı, hatta işgali altında. Kürtler Çözüm Süreci ve Öcalan sayesinde bu işgali kırıyorlar. Mesela seçimde önüne kırmızı halılar serilen Selahattin Demirtaş’ın yemin töreninde ayağa kalktığı için nasıl linç edildiğini gördünüz. Gezi krizinde ise, en azından bir kent siyaseti üretebilecek bir enerji, sol mahallenin zihinsel darlığı ve açgözlülüğü ile tüketildi.

Türkiye’de sol küçük bir mahalle olarak küçümsenebilir ama, diğer madun mahalleleri temsiliyet üzerinden işgal etmiştir ve sürdükleri bu tarladan hasat ettiği gücü gerici hareketler için kullanmaktadır. Öldürülen her gazeteci, aydın veya siyasinin oluşturduğu rant alanına ilk önce bu gruplar gider, çevreler ve onu sonuna kadar sömürür. Mahçupyan’ın ‘Dink cinayeti üzerinden Ermenilerin sol tarafından rehin alınmak istendiği’ tesbiti ve en azından üstyapıda bunu başardıkları da doğrudur. Dink Davası’ndaki pespayelik de işlerini daha da kolaylaştırmıştır.

Markar Esayan’ın yazısı