Erdoğan’ın eski yol arkadaşlarını bile ona karşı konuşturmaya başladılar; Bülent Arınç’ın “Hemen İmralı’yla görüşülsün, çözüm süreci yarın başlasın” sözleri, devlet adamıyla siyasi aktivist, lider ile politikacı arasındaki ayrımın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi.
Türkiye; Suriye’de PYD, içeride ise PKK üzerinden vurulmaya çalışılıyor. Dışarıdan Rusya, İran, Esed rejimiyle, içeriden HDP, CHP ve paralel yapıyla Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Bazen havuçla, bazen sopayla Ankara’yı dize getirmeye çalışıyorlar. Bu baskıya, kumpasa, dayatmaya direnmek o kadar kolay değil; Erdoğan devlet kurumlarını, partisini ve milleti bu baskıya karşı organize ederek direnmeye çalışıyor.
İster dışarıdan, ister içeriden olsun, tekrar “çözüm sürecine dönün” baskısı, Türkiye’nin bu direnişini kırmayı amaçlıyor. Ankara bu duruşunu bozarsa iradesini ve hareket kabiliyetini tümden kaybeder, bir daha elini kolunu kıpırdatamaz hale gelir. Sonrasını da söylemeye gerek yok; sokaktaki her vatandaş sonrasında ülkeyi bekleyen felaketi biliyor zaten.