Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüyle ilgili soruşturmada koğuş arkadaşı emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un ifadesi ortaya çıktı.

Soruşturmada gözaltına alınan Uğur ve Kozinoğlu’nun diğer koğuş arkadaşı emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ev hapsi şeklinde adli kontrolle serbest bırakılmıştı.
‘Şüpheli’ sıfatıyla dinlenen Hasan Atilla Uğur’a, Kozinoğlu’nun rahatsızlandığı dakikalar ve cezaevi kamera görüntüleri soruldu.
‘Dil altı hapını nereden aldığımı hatırlamıyorum’
Uğur, Kozinoğlu’nun rahatsızlandığında kendisine seslendiğini, yanına gittiğinde göğsünün sıkıştığını söylediğini ve bunun üzerine kendisine dil altı hapı verdiğini anlattı. Ancak Uğur, ilacı nereden temin ettiğini hatırlamadığını söyledi.
Uğur ifadesinde, Kozinoğlu’nun odasına geçtiğini, kısa süre sonra kendisine seslendiğini ve “Senin dil altı hapın vardı, bana ondan getir” dediğini anlattı.
Kozinoğlu’na dil altı hapı verdiğini belirten Uğur, savcılıktaki ifadesinde, “Ben de istediği dil altı hapını verdim ancak nereden alıp verdiğimi hatırlamıyorum. Tansiyon cihazını da nereden aldığımızı hatırlamıyorum” dedi.
Savcılık, Uğur’a ilk ve ikinci ifadeleri arasında tansiyon değerleri bakımından farklılık bulunduğunu ve önceki soruşturmada bu farkın kendisine sorulduğunu hatırlattı.
Uğur’sa önceki dönemde hakim huzurunda verdiği, “Hiçbir görevli görevini savsaklamadan hakkıyla yapmıştır” şeklindeki beyanı kabul etmedi. Uğur, söz konusu ifadeler için “O ifadeler bana ait değildir” dedi.
Kamera kaydındaki dört dakika soruldu
Sorgu tutanağında cezaevi kamera görüntülerine ilişkin bölüm de yer aldı. Savcılık Uğur’a saat 18:40’ta Kaşif Kozinoğlu’nun odasına girdiğinin, yaklaşık dört dakika içeride kaldığının ve ardından elleri arkada şekilde çıkarak sağ elinde bir cisim bulunduğunun görüldüğünü belirtti.
Tutanağa göre Uğur’un odadan çıkmasından yaklaşık altı saniye sonra Kozinoğlu koğuşa girdi ve daha sonra sol eliyle kapıyı kapattı. Savcılığın, Uğur’un elinde görüldüğü belirtilen cismin ne olduğu yönündeki sorusuna Uğur, “Elimde ne olduğunu hatırlamıyorum, bir cisim olduğunu da zannetmiyorum” yanıtını verdi.
‘Bardağı bana neden gösterdiğini hatırlamıyorum’
Kamera görüntülerinden hareketle Uğur’a, Hasan Ataman Yıldırım’ın kısa süre sonra Kozinoğlu’nun odasından elinde bardakla çıktığını ve bardağı Uğur’a gösterdiğinin görüldüğünü belirterek bunun nedenini sordu.
Uğur ise, “Bunun sebebini bilmiyorum, bardağı bana neden gösterdiğini de hatırlamıyorum” dedi. Böylece Kozinoğlu’nun odasından çıkarılan bardağın neden Uğur’a gösterildiğine ilişkin husus da ifadede açıklığa kavuşmadı.
Uğur’un önceki ifadesinde, Kozinoğlu’nun rahatsızlanmadan hemen önce, “Benim odama uğrayıp sonra kendi odasına geçti” dediği hatırlatıldı. Uğur yeni ifadesindeyse “Yanlış hatırlıyor olabilirim, odasına giderken bağırmış olabilir” dedi.
Savcılık sorgusunda Kozinoğlu’nun ölüm gününden başka bir ayrıntı da gündeme getirildi. Uğur’a, Kozinoğlu ve Hasan Ataman Yıldırım’ın yürüyüşte oldukları sırada yaklaşık 14 dakika içerisinde yemek hazırlayıp birlikte yemeleri soruldu.
Uğur, bunun özel bir nedeni olmadığını belirterek “Bu hususun hiçbir sebebi ve anlamı yoktur. Zaten gündüz saatiydi” diye yanıt verdi.
‘FETÖ etkisi iddiası nedeniyle dosya yeniden ele alınmalı’
Uğur, ifadesinin ilerleyen bölümünde Kaşif Kozinoğlu’nun ölümünün kasten gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasını istedi.
Kozinoğlu’nun FETÖ tarafından hedef alındığına ilişkin değerlendirme yapan Uğur, ölümün ardında örgütsel bir bağlantı bulunabileceği yönündeki kişisel kanaatini dile getirdi. Uğur, aynı bölümde Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili kendisinin herhangi bir dahli, ihmali veya suistimali bulunmadığını savundu.
Uğur’un müdafileriyse dosyanın yeniden ele alınmasının, önceki döneme ilişkin FETÖ etkisi iddiaları nedeniyle gerekli olduğunu savundu.
Avukatlar, Uğur’un, Kozinoğlu rahatsızlandıktan sonra yardım istediğini ancak görevli personelin gelmediğini, bu nedenle mutfaktan aldığı bazı cisimlerle demir kapıya vurarak yardım çağrısında bulunduğunu öne sürdü.
Müdafiler ayrıca cezaevi görevlilerinin müdahalesinin geciktiğini ileri sürerek Uğur’un olayda kastı veya ihmali bulunmadığını savundu.
Ne olmuştu?
Kozinoğlu, 2011’de Ergenekon davasının bir parçası olan Odatv davasından tutuklu yargılanırken 12 Kasım 2011’de cezaevinde hayatını kaybetmişti. Ölüm nedeni daha sonra kalp krizi olarak açıklansa da zamanında doğru müdahale yapılıp yapılmadığı, zehirlenme iddiaları tartışma konusu olmuştu.
2012’de ölümüyle ilgili soruşturmada kamera kayıtları, tıbbi belgeler incelenmiş; cezaevi personeli dahil koğuş arkadaşları ve eşinin ifadeleri alındıktan sonra takipsizlik kararı verilmişti.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 7 Eylül’de dosyanın yeniden incelendiğini ve takipsizlik kararının bozulduğunu duyurdu.
Aynı gün (7 Eylül) Silivri başsavcılığınca başlatılan soruşturmada olay tarihi cezaevinde görevli 10 kişi gözaltına alındı. 10 Eylül’de bir kişi tutuklandı, dokuzuysa adli kontrolle serbest bırakıldı.
10 Eylül’de biri muhabir, biri kameraman ve yedisi sağlık çalışanı dokuz kişi daha gözaltına alındı. Bu kişilerden üçü tutuklandı. Tutuklananlardan biri de gazeteci Selahattin Günday.
12 Eylül’de Kozinoğlu’nun mezarı açıldı. Üç adli tıp uzmanı, bir kimyager ve bir otopsi teknikerinin katıldığı çalışmada mezardan kemik, toprak ve diğer örnekler alındı.
Adli Tıp Kurumu’na gönderilen örnekler, cezaevinin kamera görüntüleri, 112 kayıtları ve hastane belgeleriyle beraber değerlendirilecek.
Ardından Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulu, Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin mütalaa hazırlayacak. Amaç, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedenini ve ölümde kişi veya kişilerin bir müdahalesinin bulunup bulunmadığını belirlemek.
Soruşturmada 14 Eylül’de ‘Kurtlar Vadisi Pusu’ dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan, ‘bilgi sahibi’ sıfatıyla savcılığa ifade verdi.
Dizinin 123’üncü bölümünde ‘Kazım Kaşifoğlu’ adıyla diziye dahil edilen MİT görevlisi karakterin, gerçekte Kozinoğlu’nu anlattığı öne sürülmüştü. Dizide Kaşifoğlu karakteri cezaevinde spor yaptıktan sonra fenalaşıyor. Ardından ‘Kara’ isimli karakterin Kaşifoğlu’nun koluna şırıngayla bir şey enjekte edip öldürüldüğü görülüyor. Bu ölüme daha sonra kalp krizi süsü verilmiş.
Senarist Raci Şaşmaz ifadesinde dizinin kurgu, karakterlerinse hayal ürünü olduğunu söyledi. Senaryoya müdahale edildiği iddialarını reddetti.
Başsavcılık, 16 Eylül’de diziye inceleme başlatıldığını duyurdu. İncelemede bir bilirkişi heyeti, hem ‘Kazım Kaşifoğlu’ karakterini hem de ‘FG’ harflerini taşıyan plakalarla FETÖ propagandası, örtülü mesaj, örgütsel talimat veya yönlendirme yapılıp yapılmadığına bakacak.
17 Eylül’de Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları emekli Albay Hasan Atilla Uğur ve emekli yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım dahil dört kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı.
Savcılık, İşgören ve Doğan’ın ‘suç örgütüne üye olma’dan tutuklanmasını, Yıldırım ve Uğur’unsa sağlık durumu ve yaşları nedeniyle ‘kasten öldürme’den ev hapsini talep etti. Eski Silivri başsavcısı Ali İşgören ve dönemin cezaevi savcısı Necip Doğan tutuklanırken Ataman ve Uğur hakkındaysa ev hapsi kararı verildi.
Böylece Kozinoğlu soruşturmasında tutuklu sayısı altıya çıktı. Hakkında adli kontrol uygulanan kişi sayısıysa 15’e yükseldi.