David Bowie türler arasında öncü olarak (glam rock) veya yönlendirici olarak (punk, new wave vb) gezen, kendisini tekrarlamayı sevmeyen bir sanat dehasıydı.
Bulduğu formülü tekrarlayarak başarısını sürdüren diğer efsanelerden çok farklı algılanmasının nedeni de buydu.
Mesela son albümü ‘Blackstar’ı, neredeyse kimseciklerin tanımadığı bir caz grubuyla birlikte kaydetmişti; cesaretinin yanından kimse geçemezdi…
Zamanın ruhunu okumaktan öte, geleceği gören ve belirleyen az sayıda sanat insanından biriydi. Müziğin dışında bir moda ikonu, modern sanatın ‘trendsetter’larından biriydi. Müzik dışındaki sanat formlarında da söz sahibi olmasıyla ve yeniliği takip eden değil belirleyen karakteriyle popüler kültürün tartışılmayacak şekilde en önemli figürleri arasındaki yerini korumuştu.
Ve bu arada hep ama hep iyi müzik yapmıştı. Ne adam! David Bowie 1997’de kendi adına internet servis sağlayıcısı hazırlayarak, ‘web’in önemini ilk kavrayan müzisyendi; aynı zamanda çok başarılı bir işadamı olduğunu da kabul etmek gerek…
…
Her şey için, cesaretin için, güzelliğin için, şarkıların için teşekkür ederim. Biliyorum ki David Bowie ölmez, dönüşür… Bir taneydin, öyle kalacaksın…