Kadri Gürsel: Erdoğan, dünya söz konusu olduğunda yüzde 50'nin kendisine yetmeyeceğini görmüş

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 Temmuz sonrasındaki siyasi pozisyonu, darbe girişiminden dört gün sonra 19 Temmuz’da netleşti. 16 Temmuz sabahı ile 19 Temmuz arasındaki Erdoğan, Nietzsche’ye atfedilen “Beni öldürmeyen (şey) güçlendirir” veciz sözünü hatırlatırcasına, kendisini devirmeyi başaramayan darbeciler sayesinde artık daha da güçlü olduğu hükmüne varmış bir Erdoğan’dı.

Bu Erdoğan, yüzde 50’lik tabanının 15 Temmuz öncesinde olduğu gibi sonrasında da kendisine ziyadesiyle yeteceğini zanneden bir Erdoğan’dı. İhtimal, darbe girişiminden bir gün önce nerede kalmışsa oradan, hem de gücüne güç katmış biçimde devam edebileceğini düşünüyordu.

19 Temmuz’da ise Erdoğan’da bir şeyler değişti… Darbe girişimi bağlamında, kendisinin dünyadaki durumu hakkında bir nihai hükme varmış olmalıdır. Vahim bir uyarı ya da nihayet olgunlaşan bir değerlendirme neticesinde, 15 Temmuz’la ilgili tehdit algısında kritik bir sıçrama yaşadı. Darbe girişiminin bu manada okumasını dünya ölçekli yapabildi.

20 Temmuz’daki Erdoğan, dünya söz konusu olduğunda yüzde 50’nin kendisine yetmeyeceğini görmüş ve pozisyonunu bu gerçeğe göre hızla gözden geçirmiş bir Erdoğan’dır.

Kadri Gürsel’in yazısı