Kadri Gürsel: Batı, AKP'deki otoriterleşme eğilimini görmedi, görmek istemedi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Durumun bu hale gelmesine Erdoğan rejiminin siyasası neden oldu.  AKP iktidarının “ılımlı İslam/Müslüman demokrat” çizgisinde göründüğü ve içindeki büyük otoriter/totaliter kapasiteyi kuvveden fiile geçirmekten kaçındığı yıllarda ise kendisi hakkında tam tersine son derece pozitif bir algı ızgarası söz konusu idi.

Bu ızgaradan sadece güzel hikâyeler geçiyordu. Batı dünyası, 11 Eylül’ün hemen ardından iktidara gelen AKP’ye İslam ve demokrasiyi bağdaştıracağı umuduyla kol kanat germişti. Bu pozitif algı ızgarası sayesinde Batı, AKP’deki otoriterleşme eğilimini görmedi, görmek istemedi; gördüklerini ise Türkiye’nin demokratikleşmesine engel olan askeri vesayet tasfiye ediliyor diye hayra yordu.

İslamcı dış politika ve AKP-Cemaat işbirliğiyle gazetecilerin tutuklanması başta olmak üzere birçok aşındırıcı faktör, bu olumlu algı ızgarasını 2013’e gelene değin zaten çürütmüştü. Erdoğan’ın Gezi Direnişi’ne karşı hoyrat tavrı ızgaranın bir anda olumsuza dönmesine yol açtı. Rejimin daha sonraki otoriter icraatı bu negatif algı ızgarasını daha da sağlamlaştırdı.

Rejim Türkiye’yi demokratikleştiremeyeceğine göre kendi sonuna kadar bu olumsuz algıyla yaşayacak.

Kadri Gürsel’in yazısı