Kadri Gürsel: Ankara'nın Suriye'ye attığı bumerang Irak üzerinden dönüp Türkiye'yi vurdu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Başkonsolosluktaki insanlar henüz vakit varken tahliye edilebilirlerdi. Ankara’daki karar alıcılarda eksik ve yanlış olan neydi ki başkonsolosluktakiler El Kaide’nin eline göz göre göre bırakıldılar? Ankara’daki zevatı tehlikenin adım adım yaklaştığını görmekten alıkoyan neydi?

Yanlışlık, “Ortadoğu” denildiğinde, Ankara’daki kafaların içinde bir şartlı refleksmiş gibi bir anda her tür risk kaygısının kaybolup, bunun yerini ölçüsüz bir girişkenlik ve mesnetsiz bir İslam kardeşliği romantizminin alması mıdır?

Yanlışlık, bizim karar vericilerin IŞİD denen El Kaide örgütünden pek de büyük bir tehdit algılamıyor oluşları mıdır? IŞİD’in Türkiye çıkarlarına bu denli zarar vermeyeceği gibi bir varsayım ile mi hareket edilmiştir? Bu, sözde değerler adına ulusal güvenliği göz ardı eden yanlış bir dış politika anlayışının yerel ölçekteki yansıması mıdır? “Musul’u ne pahasına olursa olsun terk etmemek” gibi… Eksiklik, yeterince becerikli ve öngörülü olunmaması mıdır? Muhakeme kapasitesi mi sınırlıdır? Eksiklik, eski Cumhuriyet’in devletinden tevarüs ederek büyüttükleri bir güvenlik kültürü açığı mıdır?

Bence bunların hepsidir. Musul felaketinde bu yanlışlık ve eksikliklerden hangisinin ne oranda rol oynadığı ve yetkililerin bunlardaki sorumluluk payı, şimdi değil belki ama ileride mutlaka ortaya çıkar. Neticede El Kaide’nin Sünni Irak’ta egemen güç haline gelmesi, Türkiye açısından, herkes için olduğundan daha özel bir felakettir. IŞİD felaketi, Ankara’dakilerin Suriye’ye attığı bumerangın Irak üzerinden dönerek Türkiye’yi vurmasıdır.

Kadri Gürsel’in yazısı