Kaan Sezyum: Her gün ısrarla akla ve mantığa ısrar eden bir kibirle her konuda her kararımız neredeyse yanlış verildi

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Sefilliğimizin her geçen gün bambaşka boyutlara taşındığı, her yarınımızın dünümüzden daha fakir geçtiği fantastik bir yerdeyiz. Ama buraya bir günde gelmedik tabii. Israrlı, deneysel, bilime uzak yaklaşımların sonucunda buradayız. Emniyet kemeri takmayan taksicinin kullandığı araç kaza yaptı. Şoför dahil tüm yolcular ön cama fukara sümüğü gibi yapıştı adeta. “Ben kemer takmıyorum, kaza da yapmıyorum” cehaleti ile geldik bugünlere. Buradan sonrası artık dünyanın dibini görmek herhalde. Bir yandan gündelik yaşama dair ne varsa kaybettik, bir yandan ise her gün hayatta kalabilmenin bir şans olduğu bir ülkeye dönüştük. Tabii ki bir kısım yedi sekiz sülalesine yetecek kadar parayı hortumladı devletin imkanları sayesinde. Bir kısım dünyanın en lüks koşullarında, en güzel arabalarında, en pahalı ve görgüsüz kıyafetlerinin içindeyken; bir kısım da artık pazarlarda çürük meyve sebze peşinde. Her gün ısrarla akla ve mantığa ısrar eden bir kibirle her konuda her kararımız neredeyse yanlış verildi.

Yanlışlarımızı say say bitmez. Say say bitmeyen ölülerimiz gibi. Ülke korkunun, terörün, baskının, fakirliğin ve çapsızlığın eline geçti. Tüm tersaneleri olmasa da büyük bir kısmı, tüm dereleri olmasa da büyük bir kısmı, tüm dağları olmasa da büyük bir kısmı satıldı yabana. Bununla da yetinmedik, “Çöplerinizi bize verin” dedik. Memleketin kesilmiş tırnak atsan el ağacı çıkarabilecek verimdeki toprakları, tarım arazileri TOKİ’lendi… En güzel koylara çöküldü, en güzel denizleri ısrarla kurutuldu… Bütün bunlara “Durun, yapmayın” diyenler ise tepelerinde demir bir yumruktan başka hiçbir şey bulamadı. Kimisi biber gazı yedi kalbi durdu, kimisi öldüresiye dövüldü. Binlercesi ise depremde enkaz altında kaldı. Sorumlular ise sorumsuz bir şekilde gözlerini bile kırpmadan bu ihanete el verdiler, göz yumdular. Nasıl olsa halkımız idare eder dediler. Olmadı.

Kaan Sezyum’un yazısı