‘The Surf Atlas’ adlı kitap, dünyanın dört bir yanından ikonik sörf lokasyonlarına ve kendini dalgalarla dans etmeye adayanların hikayelerine yer verdi.

İran’ın Çabahar şehristanı (ilçesi), ülkenin Pakistan sınırına kadar uzanan güney doğu kıyı şeridinde yer alıyor. Burası sörfe en elverişli bölge. Küçük bir köy olan Ramin’in kumlu plajı son 10 yıldır sörfçülere ev sahipliği yapıyor.
Bölgenin potansiyelini, 2010 yılında İrlandalı sörfçü Easkey Britton keşfetti. Üç yıl sonra tekrar geldiğinde bu kez İranlı dalgıç ve cankurtaran Shahla Yasini ile ülkenin ilk kadın snowboard eğitmeni Mona Seraji da ona eşlik etti.
Britton hem bu iki kadına hem de köyün çocuklarına sörf öğretti. Daha sonra Yasini ve Seraji bir sörf kulübü kurdu ve düzenli olarak çalışmaya başladı.
Ramin’in sörfçü kadınları
İtalyan fotoğrafçı Giulia Frigieri, Britton’ın 2013 gezisiyle ilgili bir belgesel izledikten sonra, Ramin’deki sörf ortamını belgelemeye karar verdi ve Yasini ile dostluk kurdu. 2019’a geldindiğinde ise Ramin bir sörf derneğinin de olduğu popüler bir yerdi.
Sporun sınırları
Giulia Frigieri, son gezisinde kadın ve erkek sörfçülerin fotoğraflarını çekmesine izin verilmediğini ancak eski karelerinin İran’daki medya kuruluşlarında ‘İran’da Dalgalar Yaratan Hicabi Sörfçüler’ gibi başlıklarla yayımlandığı söylüyor. Ona göre bu çelişkinin arkasında ülkenin ‘imajı‘ var. Kadın hak ve özgürlüklerinin sınırlı olduğu ülkede, hükümet ‘Bakın, kadınlar istediğini yapabiliyor, hicap da spora engel değil’ algısı yaratmak istiyor.

Alman Gestalten Yayınevi’nden çıkan The Surf Atlas dünyanın farklı köşelerindeki sörf lokasyonlarını anlatıyor. İranlı kadın sörfçülerin hikayeleri, kadın hareketinin tekrar yükseldiği bu dönemde daha da önem kazanıyor.